·180 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2024 06:51 karanlıktan sonra, murakami'nin hem okuduğum ilk kitabıydı hem de açık ara en sevdiğim kitabı. aynı zamanda okuduğum en güzel kitaplardan biri. kitap gecenin on ikisinde başlayıp sabahın yedisinde günün ilk ışıklarıyla sona eren bir zaman dilimini kapsıyor. bu süre boyunca farklı karakterleri -kelimenin tam anlamıyla- "izliyoruz". çünkü anlatılan hikaye, süregelen bir olaydan ziyade ayrı ayrı kısa sahneler gibi. elbette sahnelerin birbiriyle olan bağlantısını açıkça anlayabiliyoruz ama yine de her bir karakterin o geceki hikayesinin tekilliğini ve biricikliğini de daima hissedebiliyoruz. her insanın aynı saat aralığını ne denli farklı yaşayabileceğini görebiliyoruz.
kitapta en sevdiğim noktalardan biri anlatıcıyla bir nevi birlikte çalışmamız. sanki bir odada yan yana oturuyoruz ve önümüzde yaşanan olayları ânı ânına kaydeden bir kameradan gelen görüntülerin olduğu bir ekran açık, anlatıcı bu öyküleri bize hikayeleştirerek aktarıyor. ne var ki, anlatıcının da sık sık tekrarladığı gibi ikimiz de yalnızca görüş açısından ibaretiz ve yaşanan hiçbir şeye müdahale edemiyoruz. yine de yaşananların bir şekilde içindeyiz. bu anlatım şekli murakami'nin diğer kitaplarından daha farklı ve çok da güzel.
kitaba hâkim olan genel hava o kadar güzel ve kendine has ki, murakami'nin zamanında caz barının olmasının etkilerini hissediyor insan. arkadaşıma önerdikten sonra onunla birlikte üçüncü kez okudum kitabı. hem kısa hem film tadında olduğu için ne kadar okunursa okunsun asla sıkmıyor. hatta şimdi düşündüm de, sesli kitap olarak dinlemek de ayrı zevkli olabilir, o anlatıcı havasından dolayı.
kitabı gece çökünce okumayı öneriyorum. arkaya da caz müzik açmayı ihmal etmeyin.
(bu kitabı zamanında bir sahafçı amca siz yeter ki okuyun diyerek hediye etmişti bana, bu tatlı anıyı da içinde saklayan bir kitap benim için. <3)