“Körlük”, bir şehirde aniden başlayan ve kısa sürede yayılan bir körlük salgınıyla başlar. İlk başta sadece bir adam etkilenir, ancak hızla başkalarına da bulaşır. Yetkililer, salgının yayılmasını önlemek için körleri karantinaya alır, ancak karantina koşulları hızla kaosa dönüşür. İnsanlar, temel insani değerleri ve ahlakı yitirmeye başlar, bencillik ve vahşet ortaya çıkar.
Roman, insan doğasının karanlık yönlerini açığa çıkarırken, aynı zamanda dayanışma ve umut gibi olumlu temalara da yer verir. Körlük, fiziksel bir durumun ötesine geçerek, toplumsal ve ahlaki bir metafora dönüşür. Saramago’nun akıcı ve benzersiz anlatım tarzı, okuyucuyu derinden etkiler ve düşündürür.
“Birlikte yürümek zorunda kalan körler gibi, insanlık da kendi yolunu bulmak için birbirine muhtaçtır.”