Gönderi

Bir imansızın Pascal okuması
10/10
·536 syf.··
2024 15. kitabı
Kitabın incelemelerine baktığımda şaşırmıştım, nasıl olur da bu kadar insan bu kitabı (veya daha doğru bir şekilde notları) beğenmez veya anlamaz diye. Daha sonra bağlamdan kopuk bir okumanın anlamaya yardımcı olamayacağını düşündüm ve Michael Sugrue'nin YouTube'daki muhteşem ders serilerinden birisinde Pascal üzerine izlediğim videodan (youtu.be/rbl1DprliPE?si=...) anladıklarımı anlatmakla incelemeye başlamanın güzel olacağını düşündüm. Dersin Türkçe altyazısı olmadığı için notlarımı ve anladıklarımı Türkçe aktaracağım, böylece ufak bi hayır işlemiş de olurum. Daha sonra kendi okumalarımdan anladıklarımı aktararak incelemeyi bitireceğim. - Descartes'in felsefesini biliyorsanız, Descartes'in yapmak istediği şeyin şüpheciliği bir araç olarak kullanarak tartışılmaz ve sorgulanamaz bir felsefe kurmak olduğunu bilirsiniz; başka bir deyişle, Descartes'in amacı şüpheden kesinlik yaratmaktı. Pascal ise, entelektüel bir terörist olarak nitelendirilir ve bu niteleme doğru olup olmadığına bakılmaksızın harika bir fikirdir; güzel bir deyiş ve oldukça doğrudur. Pascal'ın bize yapmak istediği şey, bizi bir tür çılgınca umutsuzluğa sürüklemektir; insan durumunun çirkinliğini, sefaleti, acısını ve perişanlığını görmemiz gerektiğini düşünür. Pascal, okuyucuda bir tür terör ve karamsar nefret uyandırmak ister; insan durumunun somut gerçekliklerini hissettirmek ister. Eğer hayatın bu kadarından ibaret olduğunu düşünürsek, insanın kendine zarar vermek isteyebileceği kadar umutsuz hissetmesi gerektiğini savunur. Pascal, Kartezyen felsefe hakkında şunu söylemek ister: Bilimsel ve matematiksel bilginin tek bilgi türü olmadığını ve eğer bu bilgiler tek bilgi türü olsaydı, böyle bir hayatın yaşamaya değmez olduğunu, yani Sokrates'in uyardığı incelenmemiş bir hayat olduğunu savunur. Bu yüzden Pascal, insanların nasıl perişan olduklarının farkında olmayan bireylerde bir tür entelektüel terör ve entelektüel sefalet uyandırmak ister. Pascal'a göre, temel bir psikolojik gerçek olarak, Tanrı olmadan insanın sefil bir durumda olduğunu kabul etmek gerekir. Pascal, bu düşüncesini desteklemek için, insanın Tanrı olmadan ne kadar sefil olduğunu göstermeye çalışır ve burada entelektüel terörizm devreye girer. İnsanlar kendilerini sürekli yeni tatlar, deneyimler vererek aldatmak isterler, çünkü hayatlarının boş olduğunu kendilerine itiraf etmemek için ellerinden geleni yaparlar. Bu bir çeşit, Pascal'ın entelektüel terörizmdir ve insan durumunun gerçekten rahatsız edici bir açıklamasıdır. Pascal'ın Bahsi, ispattan ziyade bilgiye yönelik bir teşviktir; insanları dini araştırmaya yönlendirir. Başka bir deyişle, insanları umutsuzluğa sürüklemeyi amaçlar; insan yaşamının sefil olduğuna ikna olmalısınız ve kaybedecek bir şeyiniz yoktur. Bu, Tanrı'nın var olduğunu kanıtlamasa bile, hayatın sefil, acımasız ve anlamsız olabileceği fikrini taşır. Shakespeare'in bir karakterinin dediği gibi, hayat bir aptal tarafından anlatılan, ses ve öfkeyle dolu, hiçbir şey ifade etmeyen bir hikayedir. Pascal'ın düşüncesine göre, Tanrı'ya inanmakla kendimize iyilik yapma eğilimindeyiz; bu, Tanrı'nın tapılmayı hak ettiği için değil, sonunda bir şey kazanacağımızı düşündüğümüz içindir. Bu tamamen bencilce bir davranıştır; Tanrı'yı aramak kadar bencil bir etkinlik yoktur, çünkü iyi bir bahis olduğunu düşündüğümüz için bunu yaparız. - İnsan ve Hakikat Arayışı Pascal için insan hakikati tam anlamıyla bilemez ve daima bir belirsizlik içinde yaşar. Pascal'a göre, "Bir şeyin hakikatini bilmiyorsak o konuda insan zihnini rahat ettiren ortak bir yanılgının var olması iyi bir şeydir" ifadesi, hakikati bilmenin zorluğu karşısında insanın rahatlatıcı bir yanılgıya sığınma ihtiyacını vurgular. İnsanların hakikati ararken bir denge bulmaları gerektiğini, aşırı bilgi veya aşırı cehalet arasında sıkışıp kalmamaları gerektiğini belirtir. İnsanların hakikat diye bildikleri şeylerin aslında yanılgılar olabileceğini ve bu yanılgılara sığınmanın insanı rahatlattığını söyler. Bilimlerin Beyhudeliği Pascal, bilimin insan hayatındaki yerini ve sınırlılıklarını sorgularken, fizik bilimlerdeki bilginin, insanın manevi cehaletini telafi edemeyeceği sonucuna varır. "Bilimlerin beyhudeliği" ifadesi, bilimin insana mutlak bir hakikat sunmadığını ve manevi tatmin sağlamadığını anlatır. Bilimsel bilgi, dış dünyayı anlamamıza yardımcı olurken, manevi bilgiden yoksun kaldığımız anlarda bize teselli sunmaz. Buna karşın, ahlak bilgisi, fizik bilimlerindeki cehaletimize karşı her zaman bir teselli sunar. Bilimsel bilgiye sahip olmanın insanı mutlu etmediğini, aksine öğretilmiş şeylerle gurur duyulmasının insanın kibirlenmesine yol açtığını söylediği şekliyle de yorumlama ihtimalimiz var gibi duruyor. Sebep-Sonuç İlişkileri Her şeyin hem sebep hem de sonuç olduğu, dolayısıyla bütünü bilmeden parçaları ve tek tek parçaları bilmeden bütünü anlamanın olanaksızlığı düşüncesi, Pascal'ın felsefi yaklaşımının temel taşlarından biridir. "Ateş havasız olmaz: Bu yüzden, birini anlamak için diğe­rini anlamak lazımdır" ifadesi, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu fikrini destekler. Pascal, doğadaki her şeyin birbirine bağlı olduğunu ve bu bağlantıların, bazen hissedilmez ve doğal olsa da, önemli olduğunu belirtir. Bütüncül bir anlayışa sahip olmadan parçaları anlamanın ve tek tek parçaları bilmeden bütünü kavramanın mümkün olmadığını savunur. Hayal Gücü ve Akıl Pascal, hayal gücünün insan aklı üzerindeki etkilerini ve sınırlarını tartışır. "Akıl hiçbir zaman hayalgücü karşısında üste çıkamazken hayalgücünün aklı kürsüsünden indirmediği çok nadirdir" ifadesi, hayal gücünün akıl üzerindeki üstünlüğünü vurgular. Hayal gücünün, dünyadaki güzellik, adalet ve mutluluğu yarattığını belirtir. Akıl, hayal gücü karşısında genellikle geri planda kalır ve bu durum, insanların kararlarını ve davranışlarını etkiler. Sonuç olarak Pascal'a göre, hayal gücü insanın algılarını ve eylemlerini yönlendirir ve bu nedenle hayal gücünün akıl karşısındaki üstünlüğü önemlidir. Tanrı, Metafizik ve İspat Pascal, kutsal metinlerin yazarlarının Tanrı'yı ispat etmek için doğaya başvurmadığını, bunun yerine Tanrı'ya inanılması için çalıştıklarını vurgular. Metafizik Tanrı ispatlarının, insanların günlük yaşamlarında etkili olamayacağını ve zamanla bu ispatların etkisini yitirdiğini açıklar. "Tanrı ya var­dır ya yoktur, hangi tarafa meyledeceğiz? Aklın bu hususta tayin edebileceği bir şey yoktur" ifadesi, aklın Tanrı'nın varlığı konusunda belirleyici olamayacağını belirtir. Tanrı'nın varlığını bilmenin ve anlamanın bilimsel bilgilerin ötesinde bir kavrayış gerektirdiğini savunur. İman ve Üç İnsan Türü Pascal, insanların inançlarına göre üç ana gruba ayrıldığını belirtir: Tanrı'yı bulanlar ve ona hizmet edenler, Tanrı'yı arayanlar ve onu aramayanlar. "Tanrı'yı bulmuş ve ona hizmet etmek­te olanlar; Tanrı'yı bulamamış fakat aramakla uğraşanlar; Tanrıyı bulamamış ve hayatlarını onu aramadan geçirenler", bu üç grup arasındaki farkı özetler. İlk grup, hakikati bulan ve ona göre yaşayan kişiler olup, mutlu ve akıllıdırlar. İkinci grup, hakikati arayan ve sorgulayan kişiler olup, mutsuz ama akıllıdırlar. Üçüncü grup ise, hakikatle ilgilenmeyen ve bu konuda çaba sarf etmeyen kişiler olup, mutsuz ve akılsızdırlar. Pascal, bu üç insan türü üzerinden imanın farklı tezahürlerini ve insanların bu konudaki yaklaşımlarını da tartışır. Pascal’ın Filozoflar Üzerine Düşünceleri Pascal, filozoflara ve onların insan doğasına yaklaşımına yönelik eleştirilerini açıkça dile getirir. Ona göre, filozofların çoğu, insanın gerçek ihtiyaçlarından ve durumundan uzaklaşmış, soyut düşüncelere saplanmıştır. "Hiçbir büyük saçmalık yoktur ki filozoflar tarafından söylenmemiş olsun" ifadesi, Pascal'ın filozofların bazen gerçeklikten ne kadar kopuk olabileceğini vurgular. Pascal, filozofların insan doğasına uygun olmayan aşırı düşüncelere kapıldıklarını ve bu düşüncelerin insanların günlük yaşamında karşılığı olmadığını savunur. Filozofların, insanları Tanrı'dan uzaklaştıran gurur ve dünya heveslerini büyüttüklerini belirtir. Onların öğretilerinin ya aşırı bir yücelik duygusu ya da aşırı bir tevazu içerdiğini, her iki durumda da insan doğasına uygun olmadığını ileri sürer. Pascal, gerçek dinin insana zaaflarını ve bu zaafların çarelerini öğretmesi gerektiğini savunur. Filozofların aksine, gerçek dinin, insanın doğasını olduğu gibi kabul edip, onu iyileştirmeye yönelik olduğunu belirtir. Pascal'a göre, filozoflar metafizik ispatlarla Tanrı'nın varlığını kanıtlamaya çalışırken, bu ispatların karmaşıklığı ve soyutluğu nedeniyle insanların günlük yaşamlarında etkili olamayacağını ve bu ispatların uzun süreli bir tatmin sağlamadığını savunduğundan bahsetmiştim.
1000Kitap
DüşüncelerBlaise Pascal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2017701 okunma
··
1.378 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ömer
Gönderi Sahibi
Aslında Pascal'ın night of the fire deneyiminden detaylıca bahsederek Bertrand Russell'ın "Tanrı uğruna dehasından vazgeçmesi ve felsefi intiharı" benzeri alıntısına atıfta bulunacaktım ama alıntıyı bulamadım sonra da bahsetmeye üşendim. Ben yazmaya üşendim siz okumaya üşenmeyin.