·584 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ağustos 2024 12:10 Kızıl Karma
En sevdiğim polisiye gerilim tarzı kitapların yazarı Grange’ın son kitabı Kızıl Karmayı rafta görünce dayanamadım aldım ve merak içinde okudum ama şunu söylemek isterim ki diğer kitaplarına göre yazar bu kitabında daha basit, mantık dışı bir kurgu ile kolaya kaçmış gibi geldi bana. Tabiki bu fikrimi onaylamayanlar ya da daha önceki kitaplarını okumayanlar olabilir. Yazarın diğer kitaplarını okuduğumda, genellikle bu kitap film olmalı demişimdir. Gerek kurgusu ile gerek heyecan verici anlatımı ile gerekse ters köşe eden finalleri ile diğer kitaplarının yanından geçemez diyerek bu kitabını ayrı bir yere kaldırıyorum.
Kitabın konusuna gelirsek; 1968 yılları Fransa da çıkan sosyalist ayaklanma zamanları (bir çeşit Fransız ihtilali tekrarı gibi) neredeyse herkes devrimci, herkes grevde Paris’te sokaklar yangın yeri...
Tüm bunlar yaşanırken kitabımızın ana karakterleri olan üvey kardeşler Herve ve Jean Louis’in etrafında işlenen cinayetler... Polis olan JL, kardeşi Herve’nin arkadaş çevresi etrafında işlenen bu cinayetleri soruşturmaya başlıyor ve soruşturmanın gidişatı onları önce Hindistan’a oradan da bir ucu Roma Vatikan’a götürüyor. Kitapta en çok hoşuma giden de Hindistan ile ilgili tasvirler ve de verilen bilgiler. Neden Hindistan? Cinayetlerdeki kurban kadınlar Hindistan kaynaklı fiziksel ve zihinsel disiplini sağlayan, aynı zamanda Hinduizm,Budizm, Jainizm gibi çeşitli medtatif uygulama olan Yoga figürleri ile bir çeşit Tantra ritüellerini barındırıyor.(Hinduizmin aktif dişil Tanrıça formu olan Şakti’ye bağlı bir koludur.Tantra büyük ölçüde cinsellikle ilişkilendirilmesine rağmen Tantra’da cinsellik son derece sıkı şartlara bağlı, Tantra’nın belirli bir kolunda uygulanan ve diğer tüm pratiklerle birlikte düşünülmesi gereken ritüelistik bir uygulamadır). Roma, Vatikan ise bir çok kitaba ve filme konu olmakla meşhur (Değersiz Bir Hayat misali) hep bir din adamı ya katil, ya tecavüzcü olarak dini kullanan her tür ahlaksızlığın olduğu Tanrıdan çok şeytana hizmet eden rahip, papaz, kardinal vs. yüzünden olayların gidişatı onları Hindistan’dan Roma’ya götürür. Buraya kadar herşey tamam, kabul edilebilir. Nihayetinde soruşturma bu iki kardeşin geçmişleri, ataları, babaları ninelerine kadar uzanıyor ortaya bir aile travması çıkıyor. Bilmedikleri hiç tanımadıkları babaları ve geçmişleri ile ilgiliymiş meğer bunca cinayetin nedeni. Benim mantık dışı bulduğum da bu cinayetlerin nedeni, niçini amacı... güzel akıcı bir roman ama dediğim gibi sonlara doğru hüsran, bu benim naçizane fikrim, okumak isteyen Granje hayranı olupta okumamak mümkün değil zaten herkese iyi okumalar...