"Hayatın bilmediğin girdaplı , çıkmaz sokaklarına girdiğinde çare yüreğindedir. Aklını kalbinle yürütmendedir. Çare en çok vicdandadır."
Mirza Mardin' e bağlı Tızyan isimli bir küçük köyde doğmuştur. Babasının maaşını aldığı geceler yolunu dört gözle bekler elleri dolu dolu gelir kucağına atlardı. Annesi kapıda onları seyre dalar gözleri parlardi.Her geceleri mutlu ve huzurluydu ona göre. Babasının gülümsemesinde o zamanlar anlamlandiramadığı garip bir şeyler vardı.
Annesi merhametli bir kadındı yaşlı bir amcanın bir gece kapılarını çaldığında annesinin onu utandirmadan yemek ve biraz para verişi kalbinde büyük bir taht kurmuştu. "Büyüyünce ben de annem gibi olacaktım". Bu yüzden çok para kazanıp insanlara yardım edecekti. Küçük aklıyla iyiliğin sadece bununla sınırlı olduğunu sanıyordu.
Mirza yavaş yavaş büyüyordu ve okulda bir gün bir kız gördü içinde adını koyamadığı bir şeyler oluyordu. Sordu soruşturdu kızın ismini hangi sınıfta olduğunu öğrendi. Ancak kız ondan kaçıyordu. Üniversite için son senesiydi akıllı da bir çocuktu Mirza aklı da kalbi de bu kız yüzünde karışıyordu ve ani kararla İstanbul ' daki herhangi bir okulda okumak istediğini söyledi ailesine ilk defa böyle ani bir karar veriyordu ailesi şaşırsa da Mirza' ya bir ev okul ayarlandı orada eğitimine devam etti . Zaten İstanbul 'da öğrenci olmak ve öğretmen olmak istiyordu. Köy okullarının birinde o küçük yüreklere öğretmenlik yapmak istiyordu. Mirza tam da istediği gibi okulu kazandi ancak son sınıftayken anne ve babasının boşanacağını öğrendi.
Mirza köy okuluna atanabildi mı?
Anne babası neden ayrıldı?
Okulda gördüğü o kız kimdi?
Ailesinin ondan sakladığı hayatını tamamıyla değiştirecek sır neydi?
Sıcacık bir hikâye okudum evet belki çok tanıdık ama bazen düşündüklerimiz yada aldığımız kararlar bizim için en iyisi olmayabiliyor. Hayal kırıklığı, hatalar, pişmanlıklar.
Siz de Mirza' nın hikayesini okuyun derim benim için naif , huzur dolu bir okumaydı. Ama şunu da beklemedim değil hikâye devam etmeli sanki yarım kalmışliklar var fazlasıyla.