Yazar -kendisi de yıllarca antidepresan kullandıktan sonra- depresyonun son yıllarda sadece beynin içinde bir kimyasalın -serotonin- eksikliği sonucu oluşan bir beyin hastalığı olarak tanımlanmasını ve tedavisinin de sadece kimyasallar olduğunu eleştiriyor. Depresyonun nedeninin sadece biyolojik olmadığını psikolojik ve sosyolojik nedenlerin, çevrenin de buna sebep olduğunu ve tedaviye de buralardan başlanması gerektiğini alanında uzman birçok biliminsanıyla konuşmalarının sonucu varıyor. Depresyonun -karın ağrısı veya bulantının bazı hastalıkların belirtisi olduğu gibi- aslında bir belirti olduğunu üstünü kapatmak yerine sorunun köküne inip daha kalıcı çareler ve tedaviler bulmamız gerektiğini vurguluyor. Kitabın yarısından çoğuna kadar depresyonun biyolojik ve biyolojik olmayan nedenlerine değindikten sonra kalan kısmında kimyasal ilaçların dışındaki antidepresanlardan bahsediyor. Okurken sıkılmadığım çoğu zaman sorgulamalar yapma gereksinimi duyduğum depresyon alanında güzel penceler açan bir kitaptı. Okumaya başlamak için ağır depresyonda olmanıza gerek yok -özellikle içinde bulunduğumuz bu çağda- herkesin kendine göre bir şeyler bulacağını düşünüyorum.
Kaybolan BağlarJohann Hari