Yaban Kazı, Ogai Mori'nin Türkçe'ye çevrilmiş ilk ve tek kitabıdır. Kitap Okada ile başlar. Okada derslerinde iyi, akıcı Almanca ve Çince bilen, yüzü Batı'ya dönük, sportif, herkesin övdüğü bir gençtir. Sürekli aynı rota üzerinde yürüyüş yapar. Bu yürüyüşlerinin birinde O-Tama ile karşılaşır. O-Tama küçükken fakir bir hayat geçirmiş, büyüyünce ise mutsuz bir evlilik yaşamıştır. Bu evlilik sonrası babası ile fakir bir hayat yaşamaya devam ederken Suezo isimli bir tefecinin metresi olmayı kabul etmiş, yani babasına maddi yönden daha kolay bir hayat sunmak için âdeta kendini feda etmiştir. Birde Suezo karakteri vardır. Bir tefecidir. Mutsuz bir evliliği vardır ve bu nedenle O-Tama'yı kendine metres olarak almıştır.
O-Tama, Suezo ile bir metres hayatı yaşarken Okada ile karşılaşır. Ona aşık olur. Ben kitaba başlamadan önce baş karakter Okada'nın hayatını okurum diye düşünmüştüm. Ama kitabın çoğunda Suezo ve O-Tama'yı gördüm. Bence yazar bunu Japon toplumu için yapmış. Okada yüzü Batı'ya dönük bir karakterdir. Suezo ve O-Tama ise, Okada'ya kıyasla daha gelenekselci takılır. Yazar burada Japon toplumunun geleneklerinden kopamadığını göstermiş olabilir.
Kitapta şaşırdığım bir diğer noktaysa kadınları konumu oldu. Sõseki'nin kitaplarında kadınlar daha ikinci plana atılmıştır. Ama bu kitapta kadınlar önemli bir konumda. Öyle ki kitapta kadınların aklına koyduğu herşeyi yapabileceğine dair bir paragrafta var. O-Tama toplumdan korkmayan, risk almaktan çekinmeyen bir yapıdadır. Öyle ki metres olmayı kabul etmiştir ve toplumun onun hakkında ne düşüreceği umurunda olmamıştır. Aynı şekilde metres olmasına rağmen Okada'ya âşık olması da buna örnek. Okada ise tam tersi risk almaktan korkan bir yapıda, yürüyüş rotasını bile bozmaz. Kitabın sonunda da risk alıp O-Tama ile bir olmak yerine Almanya'ya gidip kariyerine devam etmiştir. Tabii bundan yola çıkarak kadınlar kitapta krallar gibi yaşıyor demekte doğru olmaz. O-Tama metres olduğu için mahalleli tarafından dışlanıyor, genelde evde ve pasif bir konumda. Yine kitapta kadınların yalancı olduğuna dair bölümlerde var.
Kitabın sonunda Okada, Almanya'ya eğitim için gidiyor. Mori'de Almanya'ya gittiği için ben burada Okada ve Mori'yi birbirine benzettim. Okada Almanya'ya gidindeyse O-Tama ile aşkı başlamadan biter. Okada Almanya'da eğitim almak için Japonya'da ki aşkını ve eğitimini bırakıyor. Burada yazar, modernleşmek için bazı şeylerden feragat etmemiz gerektiğini söylüyor. Çoğu kişi kitabın sonunun keskin hatlarla bitmemesine kötü olarak bakmış. Ama bence her kitap keskin hatlarla bitmek zorunda değil. Kitap bu hâliyle de güzel.
Ogai Mori, Meiji Döneminin bir yazarı olduğu için kitapta bir sürü yeni kelime var. Mesela "yüz yüze" yerine "tête à tête", "taklit" yerine "mimicry" gibi Avrupalı kelimeler kullanılmış.
Kitaptan bir şikayetim var. Japonlar Tokyo'yu çok seviyor olacaklar ki, mekan olarak sürekli Tokyo'yu kullanıyorlar. Tokyo'yu bölge bölge, tepe tepe, gölet gölet didik didik ediyorlar. Sõseki'de bunu yapıyordu. Bu durum, Tokyo'yu çok bilmeyen okurlar için zorlayıcı.
Gelelim kitabın ismine. Kitabın sonlarına doğru Okada bir Yaban Kazı avlar. Zaten sonraki günde O-Tama'yı bırakıp Almanya'ya gidecektir. Bence burada yazar Yaban Kazı ile O-Tama arasında bir benzerlik sağlamış. O-Tama'nın Okada ile aşkı son bulurken Yaban Kazı'nın hayatı son buluyor.