Renk renk insanlar okudum;kimi ak kimi pasak kimi kısa kimi uzun kimileri yalnız bazısı yapayalnız diğerleri çaresiz .
Gönüller kararmış , düşünceler umutsuzlaşmış,rüyalar karışmış ki bir siliklik hasıl olmuş bir acizlik,ürkeklik ve en ağırı büyük bir kokuşmuşluk!
Kalem ki "kendimizden kaçmak için birbirimize katlandığımız yer "demiş toplum için.
.
Köstekli geçen dayak arzısı çocukluk dönemleri ilk cesaret örneği sergilediği anda yenilen tokata diğer suratı da göstermek olmuş. İnsanlar asla olduğu gibi değil yüzler de maske ile dolaşıyorlar kimisi korunmak istiyor içinde bulunduğu çağdan kimisi karanlık yüreğini saklıyor. Belki hepimiz kaçmak istiyoruz içinde bulunduğumuz bu durumdan.
.
Kendini sevse insanoğlu ciddi anlamda tanısa kendisini değişir mi bir şeyler? Sonra utanma duygusu takip eder kişiyi .Kim için ne için utanmalı? Utanmak suçluluk duygusu mu vermeli yoksa topluma mı uymalı? Sahi içten gelemez mi o muazzam duygu !
"Annesinden süt emmemişin dişleri güçsüzdür ama sevgi görmemişin kalbi çürüktür " demiş yazan kalem .İnsanı yaşatan çocukluğudur,devam eden duygusudur.Bu düşüncedir ki yavrusuna sükunetle yaklaşan her ebeveyni seyretmeyi seviyorum.Elinizden kaçan,yok olan ,azalan şeylere duyduğumuz hasret bir dost bakışında bir özgürlük kelimesinde yalanlanmadan benliğimizi kavurursa yeridir .
Değerlerin alt üst olduğu toplum da tehlike çanları her daim çalar .Umutsuzluklar ,ayrışmalar ,facialar kaçınılmazdır. İşte bu evrede ya göç başlar,ya yok olmalar ya da o cemiyete ayak uydurmalar!
Kuklacı o dünyayı sahtekarların başına geçirmekten başka yol bulamamıştır.!.
azkitap tan çıkan emre timur kalemiyle Şebnem Şanlı moderatörluginde #kuklacı #tavsiyekitap
Kitaplarla kalın efenim
#egehanfigenyorumluyor
instagram.com/p/C6kH_EcNa_9so...