Şu an ne yazmam gerektiğini kesinlikle tam olarak bilmiyorum, çünkü beni aşırı derecede düşündüren bir kitap bitirdim.
Kitap aslında denizci olan Martin'in sırf bir kız uğruna bütün benliğini değiştirmeye çalışmasıyla başlıyor. Bütün bir kitap boyunca adamın okuyup kendini geliştirmesini ve kendi yazılarını yazarak bunları yayın evlerine postalamasını okuyoruz. Kız başından beri Martin' i sevdiğini idda edip yanında durmaya çalışsada yinede ailesinin görüşünde olup Martin'in yazılarında bir değer görmüyor ve düzenli bir işe girmesini istiyor. Daha sonra da bir takım haksız karışıklıklar nedeniyle adamı terk ediyor. Ben kitabın konusundan bu kadar anlatayım ve gerisinide sizin okumanıza bırakıp kendi düşüncelerime geçeyim.
Öncelikle bu kitapta fark ettiğim en büyük şeyler biri şuydu, hayatta hiç kimse için değişmeye değmez, evet bu değişim bazen iyi yönde olabilir ama bazı durumlarda da o kadar kör olursun ki nasıl bir bataklığa düştüğünü çamurun içine tamamen batıp nefesin kesilinceye kadar fark etmezsin. Bu yüzden etrafımızdaki hiç kimse kendimizden taviz verecek kadar bizim için değerli olmamalı bence, bunun içine tabiki de aileleri katmıyorum benim bahsettiğim hayatımızda ki ikinci sınıf insanlar.
Bu düşünceyi size kazandırmakla beraber bu kitap bir kez daha toplumun hadsiz bir şekilde makama, mevkiye ve paraya ne kadar taptığını gözler önüne seriyor. Sonuç olarak karakter bu durum karşısında o kadar dehşete düşüyor ki sonunda delirmesi kaçınılmaz oluyor. Bu dehşeti onunla beraber her satırda bizde eksiksiz hissediyoruz.
Bu kitabı okumamış olanlar bile muhtemelen sonunu bir şekilde öğrenmiştir, şahsen ben sonunu (annem sağ olsun) bilerek okudum ama genede kitabı kapattığımda durup biraz beklemem gerekti.
Peki siz bu kitabı okudunuz mu?
Okuduysanız düşünceleriniz neler?