“Hayatı paranoid şizofreni yüzünden mahvolmuş parlak bir adam.”
Arkın Gelişin seri katiller biyografisi adlı serisinde ikinci kitabında Unabomber lakaplı seri katil Thedore John Kaczynski’yi seçti. FBI’ın yakalamak için en çok para ve zaman harcadığı bu bombacı diğer katillere göre bir felsefeye bağlı kalarak kurban seçiyor ve eyleme geçiyordu. Bu kitap, yıllarını ormanda geçiren, bomba yoluyla cinayet işleyen, fikirlerinin yayılması yolunda yaptıklarını “Mesajımızı topluma kalıcı bir etki bırakabilme şansıyla verebilmek için insanları öldürmek zorunda kaldık” diyerek savunan Unabomber’ın hayatını farklı yönleriyle ele almıştır. Kaczynski’nin çocukluk dönemi ile ilgili ayrıntıları, 16 yaşında Harvard’a kabul aldığında yaşadıklarını, fikirlerinin önemsenmediğini hissettiğinde başvurduğu yolları ve daha nicelerini 320 sayfada toplayan yazar takdir edilesi bir iş çıkartmış. Kitabın en dikkat çekici yönleri Kaczynski’nin kendi otobiyografisinden, söyleyişlerinden, mahkeme ve hapis döneminde verdiği demeçlerden bahsetmesi, onun Manifesto’sunu orjinaline çok yakın bir şekilde yayınlaması; FBI’ın izlediği yollardan bahsetmesi; Kaczynski’nin yakalanmasında en büyük pay sahibi olan kardeş David ve eşi Linda ile özel röportaj yapması; mahkeme dosyalarına, psikiyatristlerin onun hakkında ki incelemelerine yer vermesi; Kaczynski felsefesi ve nedenlerini aşamalı anlatması; onun hayatını basit kronolojilerle vermesi; olayın diriliğini hissettirerek Ted’in elinden çıkan yazıları ve onun çekilmiş fotoğrafları sunması; suikastleri en ince ayrıntısına kadar işleyerek okuyucuya derin bir kapı aralamasıdır. Kaczynski ideolojileri bakımından eleştiriye açık olsa da kararlılığı ve azmi ile kanıtlamak istediği şeyi kanıtlamıştır. “Sanayi Devrimi ve sonuçları insan soyu için bir felaket oldu” diyerek başladığı Manifesto’su, Washington Post gazetesinin sayfasında halen daha bulunmaktadır. Bu kitap, Unabomber’ın felsefesini bilmek, bir seri katil ile “tanışmak” isteyen istemeyen herkesin okuması gereken bir eser…
“Dünyanın sonu bir patlamayla değil, fakat bir inilti ile gelecektir.” -T.S. Eliot