Gönderi

Dinin Tek kaynağı KURAN
Sanki Allah eksik bırakmış gibi, dine bir şey ilave etmek veya fazlalık varmış gibi ondan bir şeyler eksiltmeye kalkışmak, Allah'ın dinine müdahale etmek demektir. Keza, din konusunda vahyin yani sıra başka belirleyici kaynaklar öngörmek, vahyin yetersiz olduğunu söylemekle aynı anlama gelmektedir. Dinde vahiyden başka kaynaklara gereksinim duymak; vahiy, tek başına doğru yola iletemez ve hakikati yalandan, iyiyi kötüden, adaleti zulümden ayırt edemez, insanı karanlıklardan aydınlığa çıkaramaz demek anlamına gelir. Diğer bir ifade ile "onu gönderen insana doğru yolu göstermede yeterli değildir" demektir. Böyle bir düşünce Kur'an'a göre küfürdür. Dolayısı ile dinde Kur'an'ın yanı sıra başka kaynakları da zorunlu görmek Kur'an'a göre sapkınlıktır. Bir Mü'min için din yalnızca Kur'an'dır. Kur'an'ın dışında din yoktur. Nebi'nin de O'nun yakın arkadaşlarınin da ve ilk dönem Mü'minlerin de dinde Kur'an'dan başka bir kaynakları yoktu. Vahyin ilk döneminden hemen sonra, çok erken sayılabilecek bir dönemde Kur'an'ın yanı sıra hadis, icma, kıyas, siyer gibi kaynaklar dinin kaynakları olarak görülmeye başlandı. Oysaki yalnızca "bilgi değeri olan" ve "imana konu olmayan'" bu kaynakları, dinde kaynak olarak görmek, dini Allah'ın dini olmaktan çıkarmak demektir.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Din
·
123 Gösterim
3 Yorum
APAÇIK AYET Biz, O Gün, her ümmet için kendi aralarından üzerlerine bir tanık getireceğiz. Seni de teslim olanlar için yol gösterici, rahmet ve haber verici olarak sana indirdiğimiz Kitap ile her şeyin açıklandığına dair bunlara tanıklık yapman için getireceğiz. وَيَوْمَ نَبْعَثُ ف۪ي كُلِّ اُمَّةٍ شَه۪يداً عَلَيْهِمْ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَجِئْنَا بِكَ شَه۪يداً عَلٰى هٰٓؤُ۬لَٓاءِۜ وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَاناً لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِم۪ينَ۟ Ve yevme neb'asu fi kulli ummetin şehiden aleyhim min enfusihim ve ci'nabike şehiden ala haula, ve nezzelna aleykel kitabe tibyanen likulli şey'in ve huden ve rahmeten ve buşra lil muslimin. (NAHL 89)
Peygamberin sünneti yani hadisleri inkar doğru bir tutum değildir. Ehli sünnet imamları da icma noktasında kılı kırk yaran, her hükümde bir isnad noktası ve delil arayan insanlardı (Allah onlardan razı olsun). Kuran bize yeter demek yanlıştır. Namazı nasıl kılacağın, zekatı nasıl vereceğin ve günlük hayatta müslümanı ilgilendiren pek çok konu Kuran'da yazmaz. Bunları yaşayan kuran, ayaklı kuran olan Peygamberimiz (sav) ümmete öğretmiştir ve bizler de bunları hadis kitaplarından okuruz.
ilker kayaalp
Gönderi Sahibi
O gün kendilerinden her ümmete bir şahit göndereceğiz (getireceğiz).* Seni de bunların üzerine şahit olarak getirmiş olacağız. Bu Kitabı sana, her şey için bir açıklama,* müslümanlar için de bir rehber, rahmet ve müjde olarak indirdik Nahl 89
Kuran'a uyup da, Kuran'ın kendisine verildiği peygamberin sünnetini inkar etmek olsa olsa nefsin arzusudur. Çünkü nefsin öyle işine gelir, Allah hür irade vermiş, insanı halife kılmış; kulunun yanlışa sapmasına, insanlara zulmetmesine dahi göz yummuş. Tabi birileri kalkıp da nefsini ilah edinecek, peygamberin sünneti lazım değildir diyecek. Yadırgamıyorum.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.