"Geceyi onaran bir mimar vardır"
Bazı cümleler var ki sonundaki noktanın ağırlığını sırtından indirmiş. Genelde şiir cümleleri olarak karşımıza çıkıyor bunlar. Eskilerin mısra-i berceste dedikleri şey: noktadan vâreste, mânâ hariç her şeye müstağni, bir mânanın meczubu ve meclûbu... Ragıb Paşa tam da bu minvalde yine bir mısra-i berceste olarak şu mısrayı terennüm eder:
Eğer maksud eserse mısra-ı besceste kâfidir
Mısra-i berceste kifayet eder, cildlere ve lügatlere vekâlet eder. Bende "mimar" kelimesinin mânâsına, mayasına, özüne vekâlet eden mısra, bir mısra-i bercestedir. Sezai Karakoç"un yazının başına aldığım mısraı:
Geceyi onaran bir mimar vardır
***
Mimar kelimesi ile umre kelimesi aynı kökten gelir. Bir imar faaliyetidir umre. Ve ömür... O da aynı kökten gelir. Ömrümüz imara açık alandır. Yeryüzündeki "hilafet"imiz bu meyanda gerçekleşir. Bu anlamda insana imar faaliyetlerinde öncülük edecek olan peygamberler gönderilmiştir bize. Necmeddin Şahinler bu manada çok güzel bir eser sunmuş okuyucuya. Aslında Necmeddin Bey'in kitapları ardı ardına okunmalı bence. Çünkü hiçbir eseri birbirinden ayrı düşmüyor.
***
Kitap Kur'an'da adı geçen peygamberleri ve öne çıktıkları imar alanlarını anlatıyor. Mesela Hz. Salih adaletin mimarı, Hz. Hûd yıkımın mimarı, tek başına ümmet olan Hz. İbrahim tevhidin mimarı, Hz. Yakub ümidin mimarı olarak anılıyor. Muhtasar bir peygamberler tarihi olarak da okunabilir kitap. Dilinin sâdeliği ve ihlası kitabın en büyük özelliğiydi. Allah kalemine bereket versin Necmeddin Bey'in.