·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ağustos 2024 12:51 bu kitapta anlayamadığım şekilde beni rahatlatan, sakinleştiren, dış dünya ile bağlantımı tatlı bir şekilde bölen bir şeyler var. sanki kitabı okumuyorum da yaşıyorum. hiçbir şeyi yabancı gelmiyor, bende içinde geçen aristo ve dante’nin yanındaki üçüncü kişiyim. ilk okuyuşum değildi. yaz aylarında olduğumuzdan mıdır bilmem aklıma düştü yine okuyayım dedim. hesaptaki ilk incelemem de bu kitap olsun istedim. (kesinlikle son olmayacak.)
gelelim kitaba. kitap aristo’nun ağzıyla yazılmış; (baş karakterimiz) kendi hayatından kesitler, arkadaş/okul hayatı, dante ile tanışması, ailesi ile ilişkisi, kendi içerisinde yaşadığı sorunlara değiniyor. aristo’yu on beş yaşından itibaren dinliyoruz. yeni yeni kendinin, çevresinde dönen olayların, ailesinin farkına varıp bunlar üzerinde derince düşünüp anlamlar kurmaya çalışmaya başladığımız yaşlardan itibaren. aşırı akıcı ve anlaşılır olduğu için kitap alıp götürüyor sizi. içindeki şarkılar apayrı güzel. araya sıkıştırılan parçalar için merak edip spotify’a bakmıştım. hakkında bir playlist bulmuş, dinlerken okumuştum kitabı. tavsiye edilir.
en sevdiğim karakter belki kitap kendi ağzıyla yazıldığından mıdır bilinmez aristo kesinlikle. zihnini okurken kendimle bağdaştırdığım çok zamanlar oldu. mrs. quintana arasındaki ilişki bana hep anlamlı geldi. babasıyla arasındaki kopuk iletişim, annesiyle yaptığı konuşmalar çok güzeldi. dante karakteri apayrı olaydı. bir karakter bu kadar tatlı ve sevilesi gelemez.
kısacası karakterlere o kadar bayıldım ki.. ebeveyn dediğin nasıl olmalı sorusuna iyi bir örnek gösterilebilir dört tanesi de. her birinin sáenz tarafından özenle yazıldığına da eminim. hepsine ayrı hak veriyorsun ve bir şekilde her karakter size kendini sevdiriyor. ikinci kitabı ve filmi de var. kitabı önceden okuyup kafamda yarattığım bir dünya vardı. ardından filmi izlediğim için kafamdaki dünya ile pek uyumlu olmadı sanırım. o yüzden filmi pek beğendiğimi söyleyemem. ama ikinci kitaba şans verilmeli. ilkinden daha çok sevmiştim. belki ileride onu da tekrarlarım.
incelemelerde gördüğüm bazı yorumlardan dolayı şunu söylemeden de geçemeyeceğim. homofobikler uzak dursun şu kitaptan. hayır dile getirmek bile saçma, insan okuyacağı kitabın az biraz konusuna bakar. ama görüyorum ki iğrendikleri şeyi içinde barındıran kitaba on saat vakit ayırıp (kendilerine göre “katlanıp”) bir de üşenmeden nefret ettiklerini dile getirme zahmetine girip buraya geliyorlar ve bu biraz da komik duruyor açıkçası.