Spoiler içerir!
"Beni öldürdüler, Wene Hala,"
Evet, Santiago Nasar öldürülmüştü. Ama onu öldüren kişiler Vicario kardeşler miydi? Toplumun oluşturduğu bir önyargı mı? Yoksa ölümü görerek gerçeklerden sakınanlar mıydı, halkın kendisi miydi? Belki de bir çok tesadüfün şans eseri birleşmesi...
Ve daha bir çok yanıt bulunabilir. Ama benim bu kitap için özellikle değinmek istediğim bir sorun var. Cinayetin sebebinden ele alalım. Bu bir namus davası, değil mi? Önümüzde uzanan apaçık bir gerçeğe göz atalım. Bu da aslında toplumun oluşturduğu doğru ve yanlışlardan biridir. Aslında bu da bir önyargıdır. Ve Santiago öldüğünde kızın namusu temizlemiş oldular. Böyle söylendiğinde büyük bir trajedi. Evet, komik ama altında kocaman bir acı yatıyor. Toplum ve toplumla yüzleşen binlerce insan... Toplum demişken bir başka konuya daha değinmeliyim. Belki de asıl dikkat çekilen konuya... Herkes Santiago Nasar'ın öldüreleceğini biliyordu. Evden çalışan kadından, otopsisini yapacak papaza kadar herkes. Ama insanların çoğu bunu zaten olmuş bir şey gibi kabullendi ve gördükleri yerde bile ona ölü gözüyle baktılar, bir nevi ölmesini beklediler (ölümünü görmek için limana toplanan insanları hatırlayalım) Ve bir avuç insan da bir şekilde engelleyemeye çalıştı. Kaderi kabullenen, ona karşı savaşan, onu görmezden gelen insanlar... Toplumumuz büyük bir uçurum kenarında birilerinin kendilerini aşağıya itmelerini bekliyor gibi.
"Beni öldürdüler, Wene Hala,"
Toplum öldürdü onu. Toplumun önyargıları, kişilere baskı kuran doğru ve yanlışları, bunların sonucunda doğan kader anlayışları ve insanın kendine verdiği savaş. Evet, Santiago Nasar'ı öldürenler insanlardı. Ama bu "insanların" eli bıçak tutan, kan gören, gözyaşı döken, inanan ve ölen kimseler olduğu ne belli? Şuanda ben kozumu ölümün acı yüzüne çeviriyor ve gerçeklere göz kırparak yaşadığım topluma alıcı gözle bakıyorum.