Kitaba başladığımda 2-3 günde bitirebileceğimi düşündüm. Akıcı dili ve ilgimi çeken hikayesi beni çok heyecanlandırmıştı. Yakın zamanda tanıştığım ve kısa sürede benim için değerli hale gelen biri, "Yavaş ol, tadını çıkar" diyerek uyardı beni. Kendi kendime düşündüm ve evet, tadını çıkarmalıydım bu güzel hikayenin, dedim. Her cümlesini sindirerek okumak istiyordum; öyle de oldu. Ankara’da evimde, Yıldız ve Umut’un hikayesine şahit olmaya başladım. Her okuyuşumda "Tadını çıkar" diyerek ara verdim okumalarıma. Depremden sonra gidip göremediğim memleketime giderken, yolculuğuma eşlik etti; her cümlesiyle beni etkilemeye devam eden bu hikaye. Arabada, denize karşı dalgalar eşliğinde ve güzel anıları hatırlatan ağaçlar altındaki banklarda okumaya devam ettim. Canım yandığında, Umut ve Yıldız’ın aşkına sığındım. Yalnızca bir aşk hikayesi değildi; gözümüz körmüşçesine görmeyi reddettiğimiz her şey tokat gibi yüzümüze vuruluyordu. Kaleminden dökülen sözcüklerin kalbime bir hançer gibi saplanacağını bilmeden yazmıştı Ali abi. Okuyucuya söylenecek söz bırakmadan, konuşmaya korktuğumuz tüm konulara değinmişti. Okurken kendi hayatımla ortak noktalar bulabildiğimden midir bilmem, hiç bitmesin istedim. Gülümseyerek okuduğum sayfalar kadar, gözlerim dolu dolu okuduklarım oldu. Ve sonunda elbette gözyaşlarımı tutamadım.
"İnsan, her sabah gün doğarken boş bir heybeyle çıktığı yaşam yolculuğuna, anlamlar yüklediği bir heybeyle virgül koymalı; yeni güne, yeni umutlarla başlamalı. Anlamsız olayların, kişilerin, hikayelerin uzun gölgesinde hantal bir ömür sürmektense, yaşama anlam katacak fikirlerin, düşlerin, eylemlerin peşinden koşmalı.Koşmalı ve kendini iyiliğe, güzelliğe adamalı”
Benim Ali Bektaş ile tanışmama vesile olan @bidunyakitapgrubu1 ‘na ve içime işleyen Gün Yüzü bu güzel roman için Ali Bektaş ‘a teşekkürler..
Emeğine, yüreğine, kalemine sağlık.. Ali Bektaş
Hep beraber GÜN YÜZÜ görebileceğimiz günlere..