Gönderi

Puan vermedi·232 syf.··
2024 6. kitabı
Japon mitolojisine ilgi duyduğum sıralarda konusunu bilmeden tamamen rastlantısal olarak aldığım bir kitapta İzanami ve İzanaki'nin hikayesinin kurgusuyla karşılaşmak kesinlikle benim için hoş bir sürprizdi. Bu nedenle kurgunun çok üzerinde durmadan Japon yaratılış mitini ve bu mit üzerinden kadın olmak üzerine düşüncelerimi yazmak istiyorum. Zaten kitabın arka kapağındaki "Ölen her zaman kadın olur." cümlesiyle de yazar, tanrılar ve insanlar arasındaki uçuruma rağmen kadınların ortak kaderiyle ilgili ipucu vermektedir. Japon yaratılış miti, Japon adalarını yaratmak üzere gönderilen Izanami ve Izanagi kardeşleri-eşleri konu almaktadır. Izanami üzerinden kadına biçilen rolün en azından sadece bu mit nezdinde tahlilini yapmak mümkün değil. Fakat miti okuduğumda,hatta miti kurmaca bir hikâyeyle harmanlayıp sunan Natsuo Kirino’nun Tanrıça Günlüğü kitabında da fazlaca içselleştirdiğimden mi bilmiyorum, beni rahatsız eden bazı bölümler vardı. Örneğin; Cennet Sütununun etrafında dönmeye başlayan çift karşılaştıklarında ilk sözü Izanami söyler ve birliktelik mahvolur. Çünkü doğan çocuklardan biri kemiksiz ve uzuvsuz diğeri de küçücük bir adaydı. Fakat ilk konuşan Izanagi olduğunda sekiz büyük adayı ve bazı doğa fenomenlerini meydana getiriyorlar. Yani kadının duygularını ilk ifade eden olması çöküşü erkeğinki ise başarıyı temsil ediyor. Ardından Izanami’ye verilen doğurma lütfu Ateş Tanrısı Kagutsuçi’yi dünyaya getirirken ölümüne sebep olur. Izanami’yi tekrar görme özlemiyle Izanagi, Ölüler Diyarına gider. Fakat geç kalmıştır. Çünkü Izanami çoktan Yomi’nin kalbindeki meyveyi yemiştir. Izanagi, Izanami’nin isteğine rağmen eşine son bir kez bakmaktan kendini alıkoyamadı. Fakat Izanami’nin vücudu iltihap içinde ve kurtçuklar tarafından kemirilmekteydi. Izanami kendisini o halde gören Izanagi’den utandı ve ona sinirlendi. Izanagi’nin ardından Yomi’nin güçlü kadınlarını yolladı. Izanagi’yi kovalayanın aslında onun ölüm korkusu olarak sembolize edilmiş olabileceğini düşünüyorum. Hatta bence Izanagi'nin Yomi’yi kapatması ölüm düşüncesini baskılayıp yaşamasının anlamı olan hayat verme görevine yönelişini simgelemektedir. Izanami, her gün Dünya’da yaşayan bin insanın canını alacağına dair yemin eder. Buna karşılık Izanagi de her gün bin beş yüz yeni hayatın Dünya’ya gelmesini sağlayacağını söyler. Bundan sonra Izanami mitin başındaki hayat verme lütfunun aksine can alan Ölüm Tanrıçası olmuştur. Izanagi bu etkileşimle gelen günahı ve kirliliği kendinden arındırmak için yıkanır. Bu yıkanma sonucunda sol gözünden Güneşin Tanrıçası Amaterasu doğar. Her okuduğumda Izanami’nin başına gelenler bana fazlasıyla trajik geliyor. Susturulmuş, ikinci plana atılmış, soyutlanmış, boyun eğdirilmiş, bastırılmış ve kendi kızının doğumunda neredeyse hiçbir etkisi olmayan bir figüran olarak bırakılmış. Japonya her ne kadar ada ülkesi olsa da Çin‘den yayılan Taoizm ve Konfüçyanizm’den etkilenmiştir. Taoizm’de Güneş ve Ay’ın yaratımı erkek element olan Yang ile ilişkilendirilir. Japon mitolojisinde de Amaterasu ve Tsukuyomi’nin Izanagi’den doğması bunu destekler niteliktedir. Hatta elementlerin anlamından gidersek Yin, düzensizlik ve karanlığı; Yang ise düzen ve ışığı temsil eder. Aslında erkeklerin kadınlara göre üstün konumunun felsefi açıklaması olarak düşünülebilir. Bence bu felsefe aynı zamanda dualiteyi yani zıtlıkların denge ve uyumunu da beraberinde getiriyor. Ölüm ve doğum, gece ve gündüz, kadın ve erkek, yin ve yang… Izanami öldüğünde zıtlıkların bir eşi kayboldu ve anlamını yitirdi. Mitin başında doğum ile ilişkilendirilen Izanami artık ölüm ve kir gibi Yomi’ye ait olan, zıtlıkların karanlık yarısıyla ilişkilendirildi. Son olarak Tanrıça Günlüğü kitabında öldükten sonra Yomi’ye kinle dolup taşanların, hâlâ âşık olanların ve dünyevi aidiyetlerinden kurtulmayı başaramayan huzursuz ruhların geldiği söyleniyordu. “Yaşayanlar ölülerin bir süre yasını tutar ama zamanla unuturlar. Yaşayanlar çok bencil, şımarık, yaşama eyleminin kendisiyle öylesine baştan çıkarılmıştırlar ki geçmişi hatırlamazlar.” Bu nedenle ölülerin yaşayanları arkalarında bırakmasının daha iyi olduğu söyleniyor. Bu son kısım kurmaca olsa da Izanami’nin neden ölümün hiçliğine kavuşamayıp Izanagi’ye karşı olan aşkının ve intikam arzusunun sonsuza kadar süreceğinin yorumudur. Kitabın ardından bende sineklere karşı ufak da olsa bir sempati oluştu. Her gördüğümde ilk tepkim korku veya iğrenme değil de Ölüler Diyarından ziyaretçilerim olduğunu düşünmek oluyor. Tabi eşek arılarına ve huzursuz ruhlara karşı hala temkinliyim :)
Tanrıça GünlüğüNatsuo Kirino · Doğan Kitap · 201780 okunma
·
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.