Altay Cem Meriç, genelde dini konulardaki video ve kitaplarıyla tanınsa da bu sefer karşımıza farklı bir eserle çıkıyor. Bu kitapta, insanların öğrenmek istediği şeyleri nasıl öğrenebileceğiyle ilgili tavsiyeler verirken kendi deneyimlerini de işin içine katıyor. "Senin içinde inanılmaz bir güç var," safsatalarından uzak, gerçekçi ve akıcı bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Kitabın ilk bölümü girişken ikinci bölümü deneyim konusuna odaklanmış. Burada hayatı kağıt üstünden, deneyimlerden uzak bir şekilde öğrenemeyeceğimiz vurgulanmış ve aile kurmanın kişinin kendisini geliştirmesi bakımından olumlu etkiye sahip olduğu belirtilmiş. Baba olmak üzerinde duran yazar, çocuk sahibi olan insanların ister istemez kendi zevklerini, kısa anlık mutluluklarını geri plana atmak zorunda kaldığını ve gün içinde daha fazla iş yapabilecek kapasiteye zorlandığını; bunların uzun vadede kişiye faydalı olacağını söylüyor.
Üçüncü bölümde kaynak seçimi, dördüncü bölümde zaman yönetimi ele alınmış. Burada uzun uzun bahsetmeyeceğim, zaten kitapta gayet güzel anlatılıyor. Bana en çok fayda sağlayan iki bölüm bunlar oldu.
Beşinci bölümdeyse okul konusuna değinilmiş. "Okul" kavramı zaten çokça eleştirilen bir kavramken Altay Cem Meriç'in her açıdan yaklaşması faydalı olmuş. Burada okulun bazı faydaları olduğu kabul edilmekle birlikte kişiyi tamamen geliştirme konusunda başarısız olduğu, işin yine bizde olduğu anlatılıyor.
Kitabın içeriği özetle böyle. Kitapta verilen tavsiyeleri listeleyip şunu yapın bunu yapmayın diye geçirmek istemedim çünkü kitaptan geçirerek dahi olsa bu alanda tavsiye verebilecek durumda olduğumu düşünmüyorum. Altay Cem Meriç, bilgili olduğunu ortaya koymuş bir şahıs ve yazdıklarını okurken arka plandaki deneyimi ve bilgiyi hissediyorsunuz. Sadece hoşuma giden bir iki eleştirisini buraya aktaracağım.
Kitapta, bir alanda uzmanlaşıldıktan sonra artık o alanın güvenli hale geldiğini ve bazı insanların kendi alanından çıkmayarak veya her konuyu kendi alanına göre yorumlayarak yerinde saydığından bahsetmiş. Buna sebep olarak da yeniden öğrenci olmak istemedikleri söylenmiş. Ayrıca insanların kendi alanlarındaki öğrenme sürecine sürekli devam etmelerinin gerekliliği de vurgulanarak aslında sürekli öğrenci olduğumuza dikkat çekilmiş.
Bir de diplomanın ve akademik başarının etkili olsa da kişiyi değerlendirirken tek ölçüt olmaması gerektiği üzerinde durulmuş. Burada üstü kapalı bir şekilde Celâl Şengör de eleştirilmiş yanlış anlamadıysam. Burada hem sosyal bilimleri öğrenmede asıl önemli olanın okumak ve araştırmak olması, hem de bir alanda akademik başarıya sahip olan insanların diğer alanlarda da bilgili olduğu sonucuna ulaşamayacağımız belirtilmiş. Biraz önce anlattığım kısımlarla güzel bir bütünlük oluşturmuş.
İleride herhangi bir konunun uzmanı olmak isteyen herkesin işine yarayabilecek bir kitapken tarih, felsefe ve din gibi alanlarda uzmanlaşmak isteyenler için daha da faydalı olacaktır.