Dêcedence kelimesinden anlaşılacağı üzere Nietzche burada; çürüme, gerileme ve ahlaki çöküntü ile hesaplaşır.
Öyleki doğa kavramı bir Tanrı’nın karışıtı olarak adlandırıldığında “doğal” sözcüğü “günahkar” anlamını üstlenmiştir.
Tanrı ikililiği oynar; hem iyiyi hemde kötüyü. Yada hem aydınlığı hemde karanlığı. Sadece iyiliğin veya sadece kötülüğün üstlenicisi olacak Tanrı zamanla çekiciliğini yitirir. İnsan aydınlığa ihtiyaç duyduğu kadar, karanlıkla eşit ölçüde gelişir. Öfkeyi, intikamı, kıskançlığı, dalga geçmeyi bilmeyen bir tanrı neye yarar?
Öyleki dinler sadece çıktığı coğrafyada anlaşılabilir. Bu anlamda herkese hitap ettiğine inanan ve evrensel olduğunu ifade eden dinler insanlık için bir hastalık yaratıyor.
Yaşamda da karşılaştığımız üzere bir çok kelimenin anlamının çok ötesinde farklı kavramlara bürünmesi ile, karakteristik olarak değişen ve gelişen aynı zamanda çürüyen bir insan bedeni arasında ne fark vardır, sen söyle?