Puan vermedi·104 syf.····Okunma: 11 Ağustos 2024 17:26 İncelemeye başlamadan önce yazar hakkında ufak bir bilgi vermek istiyorum.
Jean Teule, Fransız karikatürist, senarist ve yazardır. 1978'den beri çeşitli dergilerde çizdiği karikatürleri ve çizgi hikâyeleri ondan fazla kitapta derlendi.
Romanda anlatılan durum ,1518 yılında görülen, dünyanın en ilginç toplumsal histeri vakalarından birine dayanıyor. Strasbourg’da açlık ve sefaletin, insanları cinayete sürükleyen bir yokluğun hüküm sürdüğü zamanlarda, acısından aklını yitiren Enneline doğmuş bebeğini köprüden ırmağa attıktan sonra aniden sokaklarda dans etmeye başlıyor. Korkunç bir açlık ve kıtlığın hüküm sürdüğü Strasbourg’da kimi anneler sofradan bir boğaz eksilsin diye bebeklerini nehre atarken, kimileri de bebeği daha “verimli değerlendirebilmek” amacıyla pişirip sofraya servis ediyor.Sokakları basmış, hiç durmadan birbiri etrafında dönen ve zıplayan insanların trajik hallerini anlatırken, yaşanan olayın absürdlüğünü de vurgulamak adına sarkastik ve alaycı bir dil kullanıyor. Tarihi gerçekliğe uygun olarak, salgının başladığı andan itibaren dans edenler, din adamları tarafından şeytani figürler haline getiriliyorlar ve kafirlikle suçlanıyorlar.
Kitabın en can acıtıcı anekdotları, katolik kilisesi ve ruhban sınıfın toplumu acımasız sömürüsüne dair ve okuyucuyu gerçekten dehşete sürüklüyor. Endüljans adı verilen din ve tanrı ticaretinin ne kadar geliştiğini görmek akıllara zarar verdiğini belirtiyor. Bir yer zenginken diğer tarafında fakir olması salgını daha çok dürtüyor. Roman Enneline' nin sağır ve dilsiz olması ile sonlanıyor.
Türklerle ilgili anekdotlara da yer verilmiş. İstanbul yeni fethedilmiş, Mohaç Savaşına bile 10 yıl var, Osmanlıların Strasbourg gibi oldukça batıda bir şehre ulaşması çok uzak ihtimal ama ona rağmen sürekli Türklerle ilgili dehşet hikayeleri sokaklarda esiyor, sırf Türk akıncıları gözlemek ve gelişlerini haber vermek için ayrı bir çan kulesi yapılıyor. Türk korkusunu yazarın kurgusal bir abartısı olarak görmeyin, çünkü iki kez kuşatma geçirmiş Viyana’da, Stefansdom Katedrali’nin Türk akıncıları gözetleme görevi verilmiştir.
Kurgu bir eser olmakla birlikte daha önce 1518 de Strazburg 'da Frau isminde bir kadının çıkıp sokaklarda dans etmesi bu eserin gerçeklik payının olduğuna işaret ediyor.
Eser hakkındaki kişisel görüşüm herkesin okuyup beğeneceği bir eser değil. Dili sade olduğu halde sürükleyici değil haliyle bu da okuyucuyu sıkıyor. Daha çok olay değil de bir durumu anlatıyor. Yer yer yaptığı betimlemeler yerli yerinde.