·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2024 00:00 Selamlaar, bir bașka Hakan Günday eserini değerlendirmek adına burdayım.
Daha önce de defaatle belirttiğim gibi bir yeraltı tutkunu olarak kendisi favori yazarım ve bu da okuma şansı bulduğum 6. kitabı.
Şimdiye kadar yazarın düşünce tarzını, dilini ve üslubunu az çok anladığımı düşünüyordum. Fakat kendisi her zaman biz okurları şaşırtabiliyor.
Okuyanlarınız varsa eğer Zargana isimli kitabıyla bir hayli paralel olduğunuzu söyleyebilirim. Olaylar gündelik akışta olağan haliyle ilerlerken satırlar arasında bolca monolog, karakterlerin iç dünyasının analizi ve yazarın kendi perspektifinden 'piçlerin' özelliklerini görüyoruz. Olaydan çok durum ağırlıklı ilerliyor kitap. Piçlerin insanlardan farklı yanlarını, neden kendilerini ötekileştirdiklerini ve hayatın dışına itildiklerini ve kendi kendilerini doğurma süreçlerini anlatıyor Günday, 4 temel karakter üzerinden.
Bazı cümleler var ki hayatın doğal sahnesinden alınmış gibi, herhangi bir perdeye koyulduğunda asla sırıtmayacak cinsten. Kelimelerle oynamayı, zikzaklar çizmeyi çok seven ve satırlarda ilerlerken bizlerin zihin haritası oluşturmasını nerdeyse zorunlu kılan yazarımız dikkatleri diri tutmayı amaçlamış.
İlginç bir şekilde ilk defa bir kitabının sonunu tahmin edebildim ve çok etkilendiğimi söyleyemem. Yalnızca son 4-5 sayfada piçlerin insanlığı reddeden tarafının, birbirine bağımlı olma tarafını doğurması ve tek bir halkanın zincirleri olarak aslında hiç istemedikleri ve aykırı gördükleri hayatlarının 'yaşam' adına zorunlu olma durumu çok güzel yansıtılmış.
Pek anlatamamış olabilirim zira sayfalar birbirine çok bağlı ilerliyor, okuduğunuz takdirde bu son kısımda demek istediğimi netleştireceğinizi düşünüyorum.
Tek olumsuz eleştirim kısa olması olabilir :) (Zargana için de benzer bir yorumum vardı)
Cenk, Hakan, Afgan ve Barbaros. Hepsinin dünyasını daha derinlemesine deşmek isterdim.
Başlayacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim efendim.