“Can Düğümü”
Kurtuluş Savaşına uzanan destansı bir roman kaleme almış @snan.drn . Okurken içimi derin bir hüzün kapladı çünkü bu vatanın her karışında yaşanan zorlukları derinden işlemiş yazarımız. Romandaki her karakter ayrı ayrı sizi etkiliyor kimi vatan sevgisiyle, kimi yalnızlığıyla, kimi yaşadığı zorluklarla ama öyle biri var ki o sizin tüylerinizi diken diken ediyor: “Elif Zehra” canını sevdikleri için hiçe sayan gencecik bir kadın…
Zaman hem Milli Mücadele döneminde hem de seksenli yıllardan başlayarak 2000’li yıllara doğru paralel olarak ilerliyor. Sonlara doğru 1945 yılına da bir bakış atıyoruz. Oldukça akıcı, diyaloglarla ve ağız konuşmalarıyla zenginleştirilmiş bir dili var eserin. Soluksuz ve merakla okudum ve uzun sayfalar kısa zamanda su gibi akıp geçti.
İki ayrı zaman iki güçlü kadın ve gizlenen gerçekler… Birbirine bağlı hayatlar… Tevafuk olmuş olaylar…
Saf ve masum aşklar..
Ve sonunda iki dönemi birbirine bağlayan düğümler.. Kitabın ismi de içeriği gibi vurucu olmuş.
Elif Zehra, annesinin deli kızı ama kalbi ne büyük kendi evinde bir gece misafir ettiği Rum dede ve torunun köy meydanında hem de kendi soyundan dininden çete liderine katledilmesini sindiremeyen bunun için atını Ankara’ya sürüp tüfek bulmaya çalışan bir yiğit kadın. Tüfek ararken hayatının aşkını buldurdu ona kader. O da vatanı kendi gibi seven asker Hasan Fehmi. Ama bu aşkın sonu kavuşma olmadı maalesef…
Diğer yanda Dolunay. Babası öldükten saatler sonra doğan kız. Karanlığın içinde annesine ışık olduğu için ismi Dolunay… Peki ya annesiyle yapayalnız kaldıkları hayatta onu neler bekliyor?..
Kurgusu, tarihi vurgusu ve etkileyici sonuyla okumaktan büyük keyif aldığım eserler arasında yerini aldı. Mutlaka bakın derim.