Güzide Behram’ın bu kitabı diğer kitaplarından farklı olarak yazılmış, tam olarak kurgulanmış bir eser olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü içerikte yazarın hatıraları, içinden geçenler, yazı hayatına başlaması ve yaşamın akışıyla ilgili kişisel fikirleri yer alıyor. Bu da okura bir hikaye anlatmadığını; okuru bir durakta durmaya çağırdığını gösteriyor bizlere. Bu durak ne bir evin girişi ne de bir olayın başlangıcı. Sofa, bir sembol olarak insanın kendine yaklaştığı, zamanın ağırlaştığı, kelimelerin içe doğru aktığı bir ara mekan olarak anlatılıyor.
Kitap; hatıralarla bugünün, suskunlukla kelimenin, sabırla anlamanın iç içe geçtiği bir metin. Zaman kitapta kronolojik bir çizgi değil; geri döner, bükülür, içe kapanır. Anlatıcı, geçmişi anlatmaz; geçmişin bugünde bıraktığı izi gösterir. Bu yönüyle kitap, yüksek sesle konuşmayan; adeta fısıldayan bir eser.
Kitabı okumak sizi çok yormayacaktır. Bittiğinde ise bir cevapla değil, bir “hal”le baş başa kalacaksınız. Belki de kitabın en sevdiğim yanı buydu: Bitince kapanmaması; insanın içinde bir süre daha tefekküre sebep olması...
Keyifle okuyun…
SofaGüzide Behram · Sokak Kitapları Yayınları · 202526 okunma
“Eğer inanıyorsak sanat hakikate giden yolda bize yardımcı olur. Kalbimizi açar, bizi merhamet ve şefkat sahibi kılar. Kâinatın kitabını, yani temaşayı öğretir. Güzelliğin farkına varırız.”