·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Ağustos 2024 22:47 Bu kitapta kaynakları ile beraber verilen bilgilerden de anladığımız gibi Cahiliye Döneminde barbar, katı, dünyevi zevk ve eğlencelerden yoksun kültürel bir birikime sahip olmayan bir dönem olmaktan uzak. Yaşadıkları coğrafyanın olumsuz ve tüm dezavantajlarına rağmen eğlenceli ve sosyal aktivitelerle oldukça renkli bir hayatları var.
İslam döneminde de bu aktivitelerin pek çoğu devam ettiği için Hz. Peygamber dönemi müslümanlarının da gayet renkli ve hareketli bir yaşamı olmuştur. Bir çoğu islam dininin emir ve yasakları çerçevesinde değişikliğe uğrayarak devam etmiştir. Fuhuş ve kumar gibi eğlenceler, her toplumda olduğu gibi islam öncesi Arap kültüründe de önemli bir konuma sahipti. İslamla birlikte kesin bir şekilde yasaklanmış ve toplumun eğlence hayatından çıkarılmıştır. Bir diğeri de hayvanlara aziyet eden kafes dövüşleri. Köpek horoz, kaz ve çeşitli hayvanlar kafeslerde birbirlerini parçalarcasına dövüştürülürdü. Buda İslamın gelişi ile beraber son bulmuştur.
En önemli eğlencelerden biri de müzik. Her toplumda olduğu gibi İslamdan önce Arap toplumunda da eğlence hayatının en önemli parçası. Müzik aleti olarak pek zengin bir kültür değil maalesef.
Arap toplumunda müziğin ilk olarak ilkel bir şekilde deve sürücülerinin develerini sistemli ve düzenli bir şekilde hareket ettirebilmek maksadıyla söyledikleri basit şiirsel bir tarz olan ‘hidâ’ ile ortaya çıktığı söylenir. İslamla birlikte aynı önemini korumuştur. Çeşitli vesilelerle Hz. Peygamberin islam döneminde düğün merasimlerine katılığı ve buralarda cariyelerin defleri eşliğinde onlardan müzik dinlediği rivayetlere yansımıştır.
Müzik savaşlarda da çok etkin bir rol oynamıştır o dönemlerde. Uhud savaşı için hazırlık yapan Mekkelilerin, Hind bint Utbe başta olmak üzere bir grup kadın ve cariyeyi savaşa götürmeleri ve bu kadınların savaşın en kritik anında yanlarında getirdikleri, deflerle savaşın kaderini belirleyebilecek ölçüde etkili şiirler söyleyip şarkılar söylemeleri müziğin o dönemde ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.
Dönemin en büyük eğlencelerinde biri de ziyafetler. İnsanlar cömert ve misafirperver olduklarını göstermek için resmen birbirleri ile yarışırlar. ‘Mu’akara’ diye isimlendirilen bu yarış, misafir ve ziyafet için kimin daha çok deve kurban edeceğine dair yapılan çekişmeleri ifade etmek için kullanılır. Gece vakitlerinde yüksek tepelere yakılan ve çok dikkatimi çeken de ‘Naru’l Kıra’ denilen misafir ateşleri. Yakılan bu ateş çevrede misafir veya yolcu varsa onları ateşin yardımı ile davet ederek bu kişilere ziyafet verebilme düşüncesinden kaynaklanıyor. Yine cömertlik duygusunun bir göstergesi.
Ziyafetler günlük hayatın önemli bir parçası. Hemen hemen her olay için ziyafet vermek mümkün. Her birine de farklı isimler verilmiş. Çok fazla isim var. Bazıları şöyle; Kaybolan bir eşya için verilen ziyafetler ‘şünduh’, lohusalıktan çıkan kadın için ‘hurs’, Yolculuktan dönen için ‘naki’a’, herhangi bir sebep olmaksınız verilen ziyafetlere de ‘Me’deb’. Risaletin ilk yıllarında Hz. Peygamberin yakın akrabanın İslam’a davet edilmesi için vermiş olduğu ziyafet de bu ziyafetler çerçevesinde değerlendirilebilir.
Panayır eğlenceleri, mesire alanları, şair ve hatip atışmaları dönemin kültürel olarak en zengin aktivitelerinden biri. Mevsim şartları müsait olmadığı için genellikle gece ay ışığında, yıldızlar altında yapılıyor bu aktiviteler. Şair ve hatipler dönemin çok saygı duyulan ve kabilelerin övünç kaynaklarından olan insanlar. Hz. Peygamber’de İslam döneminde bu şair ve hatiplerden yararlanmıştır. Hz. Peygamberin özel şairleri olması ve bu şairlerden şiir istemesi bunun en büyük kanıtı. Nadir de olsa kadın şairlerin olduğu ve edebiyat meclislerinde hakemlik yaptığı kaynaklarda verilen bilgilerdendir.
Hatipler şairlerin gerisinde kalsalar da toplumun gözünde önemli bir yere sahip kişilerdir. Hatiplerin hutbelerindeki anlatımları, konuşmalarını süslemeleri, insanları etraflarına toplamaları toplumu ne kadar etkilediklerini gösterir. En meşhur hatiplerden biri de Kus B. Saide’dir. Ukaz panayırında vermiş olduğu hutbeyi Hz. Peygamberin dinlemesi ve bu hutbeyi ezberleyenlerden tekrar tekrar dinlediğinin aktarılması hutbelerinde en az şiirler kadar etkili olduğu gösteriyor.
Tavla, Satranç, At yarışları, deve yarışları, koşu yarışları, okçuluk, güreş, yüzme, ve futbol benzeri bir oyun olan ‘kurrek’ gibi çok çeşitli oyun ve aktiviteler mevcut dönenim Arap toplumunda. Cahiliye dönemi diye adlandırdığımız için dönenim sosyal hayatı, eğlence kültürü hakkında okuduklarımız bizi şaşırtsa da her toplumda görülen gayet doğal ve renkli bir sosyal hayatı var Hicaz bölgesinin. Güzel ve detaylı bir çalışma. Merakı olan, daha fazla bilgi almak isteyenlere kitabı tavsiye ederim. Benim sıkılmadan okuduğum ve çok şey öğrendiğim bir kitap oldu.