Seneler önce okumuş olduğum eser. Öyle kitaplığı gezinirken gözüme takıldı. Yorumlamak için geç kaldım ama genel hatları ile bahsedebilirim sanırım. Türü itibariyle oldukça hoşuma gidiyordu okumak. 3 kez okumuştum.
Eserinde,okuyucuya hayatın zorluklarına karşı mücadele etme ruhunu aşılamakta. Her ne kadar “Kısacası okuyucu, kitabımın özü benim. Boş vakitlerini bu sudan ve anlamsız konuya harcaman akıl karı olmaz. Haydi uğurlar olsun. “ dese bile bizler kendimize bir anlam çıkarmanın yolunu buluruz. Yazar, bu eseriyle Edebiyat dünyasına güzel bir tür kazandırmış olup, kendi kendi ile sohbet etmiştir. Kitabını hayatının en çıkmazda olduğu süreçte yazmaya başlıyor ve ölene değin yazmaya devam ediyor. Çok ilginç tekniklerle kendini gözlemeleyen,kendini yazan ve duygu düşğncelerini yakın mercekle inceleyen bir yazarla karşı karşıyayız. Uyurken,rüyalarında bile kendini incelemekte. Yardımcımlarından bu konuda destek almış ve uyku-rüya sürecinde uyandırılmasını istemiştir. Bu benim inanılmaz ilgimi çekmiştir. Kaldı ki kendimizle bazen yüzleşemezken,Montaigne nasıl bu kadar şeffaf ve cesurdu? Tüm benliği ile bizlere bu güzel eseri çekinmeden bıraktı. Gerçekten yorumcularında dediği gibi tam bir aydınlanma kitabı. Septisizm görüşünü benimseyen Montaigne,dogmatik akımı reddetmiş olduğu felsefi ve bir çok konuyu ele alarak ileri görüşlülüğü ile gönlüme,hatta hepimizin gönlüne taht kurmuştur.
Bence her kitaplıkta bulunması gereken yegane eserlerden biridir.Okumadıysanız,kitaplığınıza eklemenizi tavsiye ederim.