6/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2024 00:21
Kral Abdullah, aslında Osmanlı’ya isyan eden Şerif Hüseyin’in oğludur. 1882 doğumludur ve babasının isyanına genç yaşta destek verip ardından Ürdün Kralı olmuştur. Abdullah, kitabın isminden de anlaşılabileceği üzere, çocukluğundan itibaren şahit olduğu Türk – Arap ilişkilerinin bozuluşunu ve ardından Arap bağımsızlık hareketini anlatmakta. Elbette bir ülkenin kralının kendi ülkesi ve hareketi hakkında, “Biz hainiz. Türkleri arkadan vurduk. İngilizlerle iş birliği yaptık ve halifeyi sattık.” demesini beklemenin anlamı yok. Böyle bir bakış açısı da kitapta bulunmuyor. Kitapta isyanın sebebi genel olarak Türklerin Arapları hakir görmesine, kendi milli menfaatlerini öncelemelerine ve İttihat ve Terakki Partisi’nin politikalarına bağlanıyor. Yine Türkler hakkında, medeniyeti Araplardan öğrendikleri ve Türklerin Araplar sayesinde yükseldiği gibi iddialar da yazılmış. “Türklere "Hepimiz ehl-i İslamız" diyecek olsak, "Öyle ama biz yöneticiyiz siz tebaasınız" diyorlardı. Biz ne zaman "biz ve siz" diyecek olsak, "Sizler ihanet edip isyan çıkardınız" diye cevap veriyorlardı.” “Mukaddes bölgelerdeki zulüm iyice arttı. Çeşitli dolaplar çevirerek hacıların mallarına el koyuldu ve güvenlik diye bir şey kalmadı. Ama bütün bu uygulamalar zalimleri büyük külfet altına itti ve yaptıklarından hiçbir fayda görmediler. En sonunda hem kendileri hem nesilleri dört bir yana dağılıp perişan oldu ve Sultan'ın devleti yok oldu gitti.” “İttihatçıların dar görüşlülükleri yüzünden hilafet ve saltanat idaresini kendilerince meşruti bir milli hükümete çevirmeleri ve Müslüman Arap hükümranlığını Batı ruhuyla işlenmiş zorba bir yönetimle değiştirmeleri yüzünden Araplarla Türkler arasındaki bağlar koptu.” Kitapta birçok yerde, hiç de saklanmadan İngiltere’den alınan destekten ve İngilizlerin önemlerinden bahsedilmekte. İngiliz desteğinin kesilmesinin mutlak yenilgi olacağı, Lawrence’in Arapların gözünde asıl kahraman olduğu söylenmekte ve İngilizlere övgüler dizilmekte. ”Lawrence, harcadığı paralar ve yaptığı konuşmalar sayesinde Arapların taçsız kralıydı ve ayaklanmanın gerçek lideri sayılıyordu. ”O olmasaydı, Araplar hiçbir şey elde edemezdi” diye düşünenler bile vardı.” “Ey Araplar! Bilmelisiniz ki İngiltere ile işbirliğine eğilimli olmamız gerekiyor. Çünkü dikkat edin, bütün büyük uluslar onlara karşı çıkmaktan aciz kalmışlardır. İngiltere hiç kimseye hak etmediği değeri vermez. İngiltere yalancı, korkak ve tembellerle işbirliği yapmaz. Şu halde siz de güçlü, uyanık, sözünün eri ve dikkatli olun ki İngiltere yanınızda yer alsın ve dostluğunu sizinle paylaşsın.” Abdullah yine de, tüm bu isyanın ve kalkışmaların sonucundan memnun değil. Birleşik ve tek bir Arap Devleti adına çıktıkları yolun sonunda hüsrana uğradıklarını itiraf etmekte, mukaddes topraklarının Suud ailesinin elinde kalması ise, en büyük pişmanlıklarından. “Eğer ben ve beraberimdekiler, Arap devrimi ve milliyetçi ayaklanmanın bu şekilde sona ereceğini bilseydik hiçbir şekilde devrime karışmaz ve devrim taraftarları ile ilişkimizi keserdik. Bugün mukaddes bölgeler ne yazık ki, yağma, hırsızlık, soygun, baskın ve kan dökücülükle geçimini sağlayan bir sülalenin eline geçmiş durumdadır.” İngiltere’nin desteğinin kesileceği noktanın büyük ve güçlü, tek bir Arap Devleti’nin kurulmasına kadar olacağını tahmin etmek için siyasi deha olmaya gerek yok. Yine de en sonunda İngiltere’nin onlarca parçaya böldüğü Arap Yarımadası’na rağmen, Kral Abdullah’ın İngiltere’den saygı ve hayranlıkla bahsetmesi ve Arapları gelecekte de İngilizlerle müttefik kalmaya teşvik etmesi, en azından benim gözümde Abdullah’ın gerçek sadakatinin hangi millete olduğunu sorguluyor. Kral Abdullah, Arap İsrail savaşı sırasında, Yahudiler tarafından öldürülmüştür. Kendisine de böyle bir ölüm yakışırdı.
Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik?Kral Abdullah · Klasik Yayınları · 2006248 okunma
·
186 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.