Puan vermedi·152 syf.··
2024 103. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 09:40
“Eğer dünyanın mutlak hakimi ben olsaydım, bütün insanlar için her sene, en azından bir günü sessizliğe ve derin düşüncelere ayırırdım. Fakat işi gevezelik olan insanlar var. Bunlara da her sene tam bir ay sessizliği zorunlu kılardım.” New York’ta bir Arap kahvehanesinde çalışan Arkaş onca insan kalabalığı içinde yalnızdır. İnsanlarla zorunlu haller dışında konuşmayı tercih etmez. “Ben, insanlar içinde yalnız bir hayat yaşıyorum. İnsanlar içinde yalnız yaşamakla hayvanlar içinde yalnız yaşamak arasında dağlar kadar fark var. Çünkü vahşi bir hayvanın yanında güvende olabilir, şefkat ve sevgiyle onun yakınlığını kazanabilirsin. Eğer başarısız olursan ve vahşi hayvan sana saldırırsa da vücudundan başka bir şeyini parçalayamaz. İnsanlar ise şefkati ve sevgiyi senin zayıflığın kabul eder, senin edebî ruhunun aylak aylak dolaşmasını uygun görürlerken, koydukları kanunlardan korkarak fâni bedenine zarar vermekten kaçınırlar.” Biz okurlar, sessizlik içinde kendini arayan, manevi bir içsel yolculuğa çıkan Arkaş’ı günlüğü aracılığıyla tanır, onun derin felsefi tespitleriyle kendimizi de sorgulamaya başlarız. Ruhunun derinliklerinde iki farklı insanla karşı karşıya kalır Arkaş. Bilinen ve bilinmeyen. Biri ilahi alemle irtibat kuran, varlığın özüne inen, huzuru sûkutta bulan Arkaş; diğeri insan kalabalıklarına karışmaya çalışan, onların o dünyevi isteklerini, hırslarını, hüzün ve sevinçlerini gözlemleyip anlamaya çabalayan Arkaş. Ortadoğu’dan Amerika’ya göç eden ve mehcer edebiyatının Halil Cibran gibi kalemlerle birlikte en başarılı eserlerini veren yazarlardan biri olan Mihail Nuayme’nin insan ruhunun derinliklerine inen, düşündüren bu zamansız eserini #okumalısınız #tavsiyedir
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
·
167 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.