Arkaş'ın Günlüğü

Kendini Arayan Adam

Mihail Nuayme
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 18 dk.
Sayfa Sayısı:
152
Basım Tarihi:
1 Temmuz 2024
İlk Yayın Tarihi:
2005
Yayınevi:
Ketebe Yayınları
Orijinal Adı:
Orijinal Adı: مذكرات الأرقش (Mouzakarat Al Arkach)
ISBN:
9786256309463
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·152 syf.·
2025 19. kitabı
Bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmak isteyen Arkaş.. Bir arayışın hikayesi bu. Arkaş’ın yıllarca aradığı unutmak istediği ve unutmayı başardığıydı. Unuttuğu ise derinlerden sesini duyduğu , içinde ikinci bir Arkaş gibiydi. Peki hangisiydi gerçek Arkaş? Bir Arkaş vardı, yüzündeki izlerden dolayı Arkaş demişler ona, kendisine dair bildiği tek şey bu.Annesi, babası olmayan geçmişi olmayan, ismi olmayan bir Arkaş. ‘’ Adı için adıyla yaşar insanlar, hayat ve anlamı için değil.Adları silindiğinde kendileri de silinir bu dünyadan.’’ Derdi. Hayat ve anlamı için yaşadı Arkaş, adı yoktu zaten. Ölümü, hayatı, varoluşu sorguladı o, insanlardan onların basit arzularından uzakta ilahi varlığa yakın yaşadı. Kalbinin perdesi önünde oturup ardındaki bulmaya çalıştı bir ömür. O perdenin ardında ikinci bir Arkaş vardı, adı sanı belli olan, arzularıyla, insanlara duyduğu özlemle, hayvani yanıyla bir Arkaş. Birgün o perde açıldı, tüm çıplaklığıyla ikinci Arkaş’ı gördü, Şekip’i yani. Yıllarca unuttuğu sonunda hatırladığı kendini. ‘’ Sevgimi elimle kurban ettim.Çünkü, o bedenimin tahammül edebileceğinin ve ruhumun arzulayabileceğinin çok ötesindeydi’’. Diyen Şekip’i. Ölen ve öldüren Şekip’i. Ölüm, özgürlük, vatan, varoluş gibi kelimeleri sorguyalacağınız fikirsel haz dolu bir okuma sunuyor size yazar. Tavsiye ederim, okuyunuz:) Kurgusu zayıftı, roman diye nitelendirip güzel bir kurgu/olay örgüsü arayışıyla okursanız hayal kırıklığına uğrarsınız onu söyleyeyim. Ama beklentiniz düşüncelerde kaybolmaksa bekleriz :)
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 119. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2024 00:00
Modern Arap edebiyatının önemli ekollerinden biri Mehcer/Göç edebiyatı ekolüdür. Mehcer Edebiyatı, 19. yy.’da Lübnan, Suriye, Filistin ve Ürdün’den Amerika ve diğer yabancı devletlere göç eden Arapların oluşturduğu Arap edebiyatıdır. Halil Cibran, Emin er-Reyhanî ve Mihail Nuayme bu ekolün en bilindik örnekleridir. Modern Arap edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Mihail Nuayme, birçok dile çevrilen bu romanında okurunu bir #dualite ile baş başa bırakır. Daha basit bir tanımlama ile “metafizik bir karşılaşma” da diyebilirim. İnsanlardan uzak kalmayı tercih ederek asosyal bir yaşam biçimini benimsemiş mizantrop bir kişilik Arkaş. Sadece insanlardan değil kendinden de uzak. New York’ta bir Arap kahvehanesinde her gün sayısız insanla iç içe olmasına rağmen yalnız. Ya da belki sadece öyle hissediyordur. Düş ve düşünce gücü engin. “Hürriyet” ve “ölüm” onun için çok özel iki kavram. “Bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmak” onun için aslolan. Felsefenin,en temel sorunu olan ‘öteki’, özlemini duyduğumuz, ulaşmak istediğimiz üst kimlik arayışımızdır. Bu arayışın neden olduğu ‘öteki nevrozu’ dengelenemediğinde ise eyvah, ki ne eyvah! İki Arkaş ile karşılaşıyoruz metinde. Biri, ilahi âlem için sükun istiyor diğeri insan kalabalıklarına karışmak… Kişinin kendi ötekisiyle yüzleşmesi lafta kolay edimde sancılı, dirayet isteyen bir maslahat. Dostoyevski’nin #suçveceza ‘dediği gibi “Ama, Golgotha’ya(*) tırmanmak kolay değildir.” Kendini Arayan Adam Mihail Nuayme
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2024 103. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 09:40
“Eğer dünyanın mutlak hakimi ben olsaydım, bütün insanlar için her sene, en azından bir günü sessizliğe ve derin düşüncelere ayırırdım. Fakat işi gevezelik olan insanlar var. Bunlara da her sene tam bir ay sessizliği zorunlu kılardım.” New York’ta bir Arap kahvehanesinde çalışan Arkaş onca insan kalabalığı içinde yalnızdır. İnsanlarla zorunlu haller dışında konuşmayı tercih etmez. “Ben, insanlar içinde yalnız bir hayat yaşıyorum. İnsanlar içinde yalnız yaşamakla hayvanlar içinde yalnız yaşamak arasında dağlar kadar fark var. Çünkü vahşi bir hayvanın yanında güvende olabilir, şefkat ve sevgiyle onun yakınlığını kazanabilirsin. Eğer başarısız olursan ve vahşi hayvan sana saldırırsa da vücudundan başka bir şeyini parçalayamaz. İnsanlar ise şefkati ve sevgiyi senin zayıflığın kabul eder, senin edebî ruhunun aylak aylak dolaşmasını uygun görürlerken, koydukları kanunlardan korkarak fâni bedenine zarar vermekten kaçınırlar.” Biz okurlar, sessizlik içinde kendini arayan, manevi bir içsel yolculuğa çıkan Arkaş’ı günlüğü aracılığıyla tanır, onun derin felsefi tespitleriyle kendimizi de sorgulamaya başlarız. Ruhunun derinliklerinde iki farklı insanla karşı karşıya kalır Arkaş. Bilinen ve bilinmeyen. Biri ilahi alemle irtibat kuran, varlığın özüne inen, huzuru sûkutta bulan Arkaş; diğeri insan kalabalıklarına karışmaya çalışan, onların o dünyevi isteklerini, hırslarını, hüzün ve sevinçlerini gözlemleyip anlamaya çabalayan Arkaş. Ortadoğu’dan Amerika’ya göç eden ve mehcer edebiyatının Halil Cibran gibi kalemlerle birlikte en başarılı eserlerini veren yazarlardan biri olan Mihail Nuayme’nin insan ruhunun derinliklerine inen, düşündüren bu zamansız eserini #okumalısınız #tavsiyedir
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 20. kitabı
KENDİNİ ARAYAN ADAM: "Allah'ım!!! Beni bana unuttur... ", diye yalvararak Allah'a sığınan ama kendini, kendinde arayan Arkaş'ın hayatını anlatan kitaptır... Evet kitabı okuduğunuzda gerçekten hem kendinizi, hem insanları hem de hayatı okuyorsunuz... Zaten Halil Cibran'la tanımıştım Mihail Nuayme'yi, ve diğer kitaplarını okuyarak da tanımaya dewam edeceğim... Siz de okuyun isterim.... İyi akşamlar...
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 105. kitabı
Kendini Arayan Adam Arkaş’ın Günlüğü / Mihail Nuayme Lübnanlı yazar köyünde başladığı ilk öğrenimine derslerindeki üstün başarısından dolayı öğretmenlerinin teşviki ile önce Rusya’da sonra Amerika’da devam eder. Hukuk ve edebiyat diplomalarıyla mezun olduğu üniversiteden sonra Lübnan’a dönmek istediyse de Bİrinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda Amerikan Silahlı Kuvvetleri’ne katılır. Sonrasında ise Fransa’ya gider. Bu yıllarda da göç edebiyatının önemli isimleriyle tanışma fırsatı bulur ki Halil Cibran ile önemli bir edebiyat dergisinin kuruluş çalışmalarına da katılır. Verdiği eserler birçok dile çevrilerek göç edebiyatının mihenk taşı olarak kabul edilir. Arkaş’ın Günlüğü eseri ise uzun bir yazma süreci sonunda ortaya çıkar. 1917’de üniversite mezuniyeti sonrasında kaleme alınan eser Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla sekteye uğrar ve tam otuz sene sonra Lübnan’da tamamlanır. Arkaş’ın hatıraları aslında yazarın da hatıraları olur. Şekip isimli Suriyeli bir genç olan Arkaş’ın evliliğinin ilk gecesi işlenen bir cinayetin öncesi ve sonrasında gelişen bir içsel yolculuk işlenir eserde. İyi bir eğitim, varlıklı bir aile, çok severek yapılan bir evliliik olsa da Arkaş’ın suskunluğu, yalnızlığı ve arayışı bitmez, belki de bitmesini istemez o. Çünkü bu arayış onu metafizik düzelemin sınırlarında gezdirir, düşle gerçek arasındaki o bilinmezliğin gizemine kaptırır, o hiç de ait olmadığı insan kalabalıklarından çekip sıyırır. Aslında Arkaş’ın arayışı kendini arayan tüm “ben”arayışı değil midir? Bulabilen ne mutlu… #alıntılarım “Sevgimi ellerimle kurban ettim. Çünkü bedenimin tahammül edebileceğinin ve ruhumun arzulayabileceğinin çok ötesindeydi.” “Ey sönmeyen ışık! İçimde senin kaynağından aydınlanan bir meşale var. Seni ve sende yok olmayı ne kadar da
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
Kimsesiz ruhunun derinliklerindeki Arkaş'ı bulma isteği var üzerinde. Bu isim ona ait değil aslında.  Çiçekbozuğu yüzü sebebiyle böyle hitap ettiler.  Hiç sevmedi, istemedi bu ismi ama hep sustu. Günlerce sustu... O kendini bulma keşfetme çabasındaydı. Bunu susarak, insanları gözlemleyerek ve en çok da inzivaya çekilmek suretiyle yaptı. Geldiği gibi sessizce kayboldu. Geride bıraktığı günlüğü okumamıza fırsat vererek. O, kendini ararken ve insanlığı, yaşamı sorgularken biz de onun bu arayışlarının peşinden usul usul O'nun adımlarını takip ediyoruz. Derin bir kitap. Severek okudum. Çeviri : Hüseyin Yazıcı #k:446152. Mihail Mihail Nuayme
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 516. kitabı
Neden bunu yaptın? Bu basit soru, aslında kitabın en karmaşık duygularını ortaya çıkarıyor. Gerçekten bunu yaptın mı? diye düşünmek, net bir cevap bulamadan zihinde kalıyor.
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 42. kitabı
Modern Arap Edebiyatından önemli bir isim Nuayme. Ben üslubunu nerdeyse her satırda Cibran'a benzettim, meğerki zaten yol açıcı oymuş. Arkaş enteresan bir adam, kimseyle konuşmayan,dününü silmiş ve yarınsız bir adam. Bir yandan günlükleriyle onun içsel kavgasını takip ediyor bir yandansa hikayesini merak ediyorsunuz. Bir cinnet mi bir kriz mi,orası okura kalmış. -
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
7/10
·152 syf.··
2025 5. kitabı
Ruhi sorgulamaları ne kadar güzelse dünyevi meselelerle ilgili sorgulamaları o kadar sakil ve toy hissettirdi. İnsan fıtratından bihaber gibi ya da 5 yaşında çocuk misali sorgulamalar var. Oralar hariç bence güzeldi. Okunmasa bir şey kaydedileceğini sanmıyorum ama okunabilir.
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Ketebe Yayınları · 2024669 okunma
İnsanlar Doğdukları Yere Vatan Derler
Puan vermedi·144 syf.··
2022 11. kitabı
“İnsanlar doğdukları yere vatan derler. Onlara göre bu kelime mukaddestir. Vatanlarından ayrıldıkları için gözyaşı dökerler ve vatanlarına özlem duyarlar. Neden? Çünkü oraya alışkındırlar. Vatan, alışkanlıktan öte bir şey değildir. İnsanlar da alışkanlıkların kölesidirler. Alışkanlıkların kölesi oldukları için yeryüzünü vatan diye adlandırdıkları küçük bölgelere ayırdılar. ‘Bu benim vatanım, şu senin vatanın; vatanının sınırları içinde kal, vatanının sınırlarını aşma; aksi takdirde kılıçla karşılık veririm sana’ derler” Mihail Nuayme’nin vatan hakkında sarf ettiği bu sözler bizleri düşündürmüyor değil. Öte yandan Arap Edebiyatına karşı insanların önyargılarını kırabilecek çok güçlü bir yazar ve eser. İsminin hakkını veren, ve gerçekten okurken Arkaş’ın (karakterimiz) düşüncelerinin arasında nasıl kaybolup, kendini arayan bir adam olduğunu hissediyoruz. “Ben, “yer” diye adlandırdığımız küçük bir geminin değil, uçsuz bucaksız dünyanın çocuğuyum.” diyerek vatanının olmadığını söyler bizlere Arkaş. Kitabı okurken insanın insanla, eşyayla, maddeyle olan anlam ilişkisini sorguladığınızı farketmeye başlarsınız. Modern yaşam biçimine yabancılaşan bireyin anlam arayışına, mistisizm ile karşılık vermektedir Varoluşumuzun gerçekliğine ulaşabilmemiz için maddi duyuların ötesine gitmemiz gerekir. Mehcer Edebiyatından (Göç Edebiyatı), Halil Cibran’dan oldukça fazla etkilenen Nuayme’nin metinlerine bolca mistisizm, hürriyet, ölüm gibi kavramları serpiştirdiğini görürüz. Bilhassa Kendini Arayan Adam kitabını okurken sizleri düşünceleriniz dehlizlerine iten, Rus Edebiyatının bohem havasını yaşatan ve içinizi melankoliyle dolduran ifadelerle karşılaşırsınız. Ve fark edersinizki aslında sizde kendinizi bulma ümidiyle çıkmışsınız bu yolculuğa. -Arap Edebiyatının zenginliklerinden sadece
Edebiyat
Kendini Arayan AdamMihail Nuayme · Kaknüs Yayınları · 2025669 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mihail NuaymeYazar · 11 kitap
12 Ekim 1889 yılında Lübnan'ın Biskintah köyünde dünyaya gelir. Biri kız olmak üzere altı kardeşin üçüncüsü olan Nuayme altı yaşında iken köyündeki bir okula başlar. Burada bir sene okuduktan sonra yine köyünde Ruslar'a ait bir okula girer. Gösterdiği başarı üzerini okul idaresi tarafından yine Ruslar'a ait öğretmen okuluna gönderilir. Eğitim süresi altı yıl olan bu okulda dördüncü sınıftayken okul yönetimi, öğrenimine devam etmek üzere kendisini Rusya'ya gönderir. 1912 yılında girdiği Washington Üniversitesi'nden hukuk ve edebiyat diploması alarak mezun olur. Üniversite'den sonra Lübnan'a dönmek istese de Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle 1918'de orduya katılır. Kısa bir süre sonra Fransa'ya gönderilir ve 1919 yılında terhis olur. Bu arada Göç Edebiyatı'nın önemli simalarından Cibran Halil Cibran, Necib Arıza, 11ya Ebu Mâzî ile bağlantı kurarak bu edebiyatın sesi olan er-Rabitatü'l-Kalemiyye'nin kuruluşuna katılır. 1931 yılma kadar bu kuruluşun danışmanlığını yapar. O sene kuruluş Cibran'ın ölümüyle kapanır ve Nuayme Lübnan'a döner. 1988 yılında hayata gözlerini yumar. Amerika'da bulunduğu 21 yıl gibi uzun bir sürede tiyatro dilinin problemlerini çözmede büyük katkı sağlayan el-Âbâ ve'l-Benun ve el-Ğırbal eserleri dışında hiç bir eser kaleme almaz. Çocukluğundan beri varlık ve yokluk problemi üzerinde düşünen Nuayme varoluş gerçeğine ulaşabilmek için maddî duyumların ötesine geçilmesinin gerekliliğine inanır. Nuayme, düzenli, muhafazakâr, en önemlisi gerçekçi bir kişi ve edebiyatta yenilikçilik taraftarıydı. Eleştiri alanındaki başarı ve hizmetleri inkâr edilemez olan Nuayme'nin hikaye alanında Araplar'ın Maupassant'ı kabul edilmektedir. Nuayme'nin eserlerinden bir kısmı şunlardır: el-Âbâ ve'l-Benûn (1917), el-Ğırbal (1923), el-Merahil (1932), Zadü'l-Mead (1936), el-Beyadir (1945), Müzçkkeratü'l-Arkaş (1917-1947), Ekâbir (1956), Mirdad, Kâne Ma Kâne (1960), Cibran Halil Cibran, el-Ğırbalü'l-Cedid (1978) Kitapları:  GÖZLERİN FISILTISI VE KAFİLELER KALK SON GÜNÜNE VEDA ET KENDİNİ ARAYAN ADAM / ARKAŞ'IN GÜNLÜĞÜ MİRDÂD / KUNDAKTAKİ ERMİŞ