Bilinmeyeni bilmek, bildiğini de unutmak isteyen Arkaş.. Bir arayışın hikayesi bu. Arkaş’ın yıllarca aradığı unutmak istediği ve unutmayı başardığıydı. Unuttuğu ise derinlerden sesini duyduğu , içinde ikinci bir Arkaş gibiydi. Peki hangisiydi gerçek Arkaş?
Bir Arkaş vardı, yüzündeki izlerden dolayı Arkaş demişler ona, kendisine dair bildiği tek şey bu.Annesi, babası olmayan geçmişi olmayan, ismi olmayan bir Arkaş. ‘’ Adı için adıyla yaşar insanlar, hayat ve anlamı için değil.Adları silindiğinde kendileri de silinir bu dünyadan.’’ Derdi. Hayat ve anlamı için yaşadı Arkaş, adı yoktu zaten. Ölümü, hayatı, varoluşu sorguladı o, insanlardan onların basit arzularından uzakta ilahi varlığa yakın yaşadı. Kalbinin perdesi önünde oturup ardındaki bulmaya çalıştı bir ömür. O perdenin ardında ikinci bir Arkaş vardı, adı sanı belli olan, arzularıyla, insanlara duyduğu özlemle, hayvani yanıyla bir Arkaş.
Birgün o perde açıldı, tüm çıplaklığıyla ikinci Arkaş’ı gördü, Şekip’i yani. Yıllarca unuttuğu sonunda hatırladığı kendini. ‘’ Sevgimi elimle kurban ettim.Çünkü, o bedenimin tahammül edebileceğinin ve ruhumun arzulayabileceğinin çok ötesindeydi’’. Diyen Şekip’i. Ölen ve öldüren Şekip’i.
Ölüm, özgürlük, vatan, varoluş gibi kelimeleri sorguyalacağınız fikirsel haz dolu bir okuma sunuyor size yazar. Tavsiye ederim, okuyunuz:) Kurgusu zayıftı, roman diye nitelendirip güzel bir kurgu/olay örgüsü arayışıyla okursanız hayal kırıklığına uğrarsınız onu söyleyeyim. Ama beklentiniz düşüncelerde kaybolmaksa bekleriz :)