Sinan Sülün kalemiyle aylık okuduğum edebiyat dergilerinden biriyle tanışmıstım. Sanırım Masa Dergi. Neyse cok onemli degil.. Daha sonra Fazlaliklar kitabını edindim okudum. Tek kelimeyle nefisti. Yillar oldu okuyalı hala öneririm çevreme.. Geçenlerde de Karahindiba kitabını aldım. Kitapliga koymadim bile hemen okumaya başladim. Yazar yine yanıltmadı. Birbirinden güzel 3 öykü okudum. Aslında ben daha cok romancıyım. Öyküler hemen bitiyor olayin içerisine yeterince giremiyorum gibi geliyor bana nedense..(evet biliyorum çok saçma ama her seyde mantık aramamak lazim zaten) Bu kitaptaki öyküler bir tık uzundu o yüzden sevdim. Kim artık ben öykü okumayı seviyorum derse tak öneri olarak yapıştırırım
Gelelim öykülere kısaca bahsedecek olursam :)
Aralık isimli ilk öykü karısından m/sevgilisinden ayrılıp abisinin evine dönen Rifat'ın hikayesi.. Çokca yalniz,biraz ötekilestirilmiş toplum tarafından bir türlü kabul görmeyen,kendine yer edinememis bir karekter Rıfat.. Okurken bana biraz Albert Camus'un Yabancı romanının ana karekterini anımsattı..
Mavi Pelikan bir aşk hikayesi ama biraz farklı tarzda kaleme alınmış, yazar büyülü gerçeklik tarzında yazılmış. Çokta masumiyet yine toplumda kabul görememe ötekileştirilmiş, dıslanmiş karekter..
Karahindiba kendini toplumdan soyutlamiş,kendine yer edinememis m,hayallerinin peşinde yorulmuş bir yere varamamış gencin hikayesi.. Psikolojik şiddet,baba baskısi, yalnızlık,melankoli,dışlanmışlık, ihtimaller dolu güzel bir öykü...
Öykülerin ortak temasi toplumdan dışlanma,kendine yer edinememe problemi .. Günümüzün temel sorunlarından o yüzden okurken hep tanıdık bir seyler var gibiydi.. Ben keyifle okudum size de tavsiye ederim