·288 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ağustos 2024 00:00 Artık yaşlanıyorsun Shingo. Ölüm şu karşı dağda dile geliyor sanki.
Aynaya baktığında daha da beyazlayan saçlarını görüyorsun.
O güç bela kurduğun aile dağılıyor.
Oğlun, kızın, torunların.. Horlamasına dayanamadığın eşin bile uzaklaşıyor senden. Arkadaşlarının ölüm haberleri geliyor tek tek.
Ve sen silikleşen görüntülerle dolu bir hafızayı taşıyorsun..
.
Usta yazar Yasunari Kawabata’dan Kiraz Çiçekleri’ni okumuştum sadece. Renkler çok canlıydı dizelerinde, rüzgarı teninizde hissedebiliyordunuz o kitapta. Duygular ise eksikti ya da görüntülerin arkalarına saklanmışlardı. Dağın Sesi ise bambaşka. Çok gerçek. Pişmanlıklar, yaşlanma, güzellik tutkusu, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası o uyuşmuş hali..
Oğlu ve geliniyle yaşayan bir çiftin o sıradan görünen hayatlarının pamuk ipliklerine bağlı olduğunu gösteriyor Kawabata.
Her düzen yıkılabilir, sağlık bozulabilir, geçmişe sünger çekilebilir.
İki bin yıl önceki bir lotus tomurcuğu bile açabilir!
Kawabata’nın gücünü 1954’te yazdığı bu kitapla anladım desem yalan olmaz.
Shingo’yu ve yalnızlığını unutmayacağım, Tanizaki’nin çılgın ihtiyarını unutmadığım gibi, ikisi birbirinin zıttı olsa da..
.
Alper Kaan Bilir’in çevirisi ve dipnotlarıyla daha da zenginleşiyor Dağın Sesi.
Kapak tasarımı ise Utku Lomlu çalışması~