Bu bir aşk değil.
Masumiyet Müzesi, aşkı anlattığını iddia eden bir kitap. Ama anlattığı şey aşktan çok uzak, tutku olabilir belki ya da takıntı. Kemal; Sibel ile nişanlanmak üzereyken 18 yaşındaki uzak akrabası olan Füsun karakterini gördüğü ilk dakikada onun vücudundan, güzelliğinden etkilenen bir karakter. İkisi daha sonra görüşmeye ve sevişmeye başlıyor. Kemal karakteri bu andan itibaren Füsun'a aşık olduğunu iddia ediyor. Ama aralarindaki tensel çekim ya da Füsun' un muhteşem güzelliği dışında bu aşkı hissettirecek hiçbir şey yapamıyor. Ne Sibel'den vazgeçiyor ne de Füsun'dan. Hatta Sibel ile nişanlandığı gece ömür boyunca Sibel ile evli olup Füsun ile de ilişkisine devam etme hayalleri kuruyor. Çünkü Sibel çok anaç, anlayışlı tam bir eş olabilecek birisi ona göre Füsun ise cok guzel ve tutkulu.
Kitapta sürekli bahsedilen bekaret konusu, ve bu konu üzerinden modernlik, ilkellik yakıştırmaları beni çok rahatsız etti. Füsun Kemal'i bıraktıktan sonra Kemal'in hala bencilce Sibel'in kendisine iyi geldiği için Sibel ile görüşmeye devam etmesi de hiç hoş değil. Bu durumun Sibel için ne kadar yakıcı olabileceğinin de hiç farkında değil. Çünkü düşündüğü tek sey kendi acısı. Füsun' u bulduktan sonra Füsun evli olmasina ragmen, tam sekiz yıl boyunca evlerine yemeğe gitmesi, bu sekiz yılın çok uzun sekilde anlatılması da sıkıcı.
Kemal'in tüm bu sekiz yil boyunca takıntılı şekilde Füsun'un eşyalarını toplarken ve Füsun'a olan aşkından yılmadan bahsederken; yanı başındaki Füsun' un mutsuzluğunu, hayallerine kavuşamamadigi için çektiği acıları hiç görmemesi, hatta sirf Fusun' u kiskandigi icin filmlerde oynamasini engelleyerek bu acilara bizzat sebep olmasi da ne kadar bencil bir karakter olduğunu da göstermekte.
Dolayısıyla Kemal karakteri sadece kendini düşünen, takıntılı bir karakter. Sibel ondan ayrıldığı için mutluluğa en sonunda kavuşmuş ama Füsun' a malesef yazık oldu. Sonuc olarak bu kitabın muhteşem bir aşk hikayesini anlattığı sadece bir yanılsama. Cinsellik, bekaret, modernlik,cahillik üzerinden yapılan Türkiye eleştirilerine değinmiyorum bile.