Murat Durmaz’ın ilk kitabı olan Yarım Kalan Kitap, onun edebiyat dünyasına attığı ilk adımdı. Diğer kitaplarını Sürgün ve Babaannem ‘i okuduğumda zaten “Vay arkadaş, böyle güzel yazılmaz ki!” dedirtmişti bana, ama bu kitabın bir ilk kitap olduğuna inanmak gerçekten imkânsız. Kitabı okumaya başlar başlamaz dayanamayıp sevgili yazarım, canım arkadaşıma sesli bir mesaj attım: "Böyle güzel yazılır mı? Bu nasıl su gibi akan bir kalem. Bu ne muazzam bir kurgu ve bu ne şahane bir olay örgüsü!"
Durmaz, bu eserinde de diğerlerinde olduğu gibi, bireysel hikayeler üzerinden toplumsal bir eleştiri sunarak okurlarını derin düşüncelere sevk ediyor. Kitabın gelirlerinin bir kısmının Van'ın Özalp ilçesindeki kız çocuklarının eğitimine destek sağlamak amacıyla bağışlanması, eserin toplumsal sorumluluk bilinciyle yazıldığının bir göstergesi. Durmaz’ın yazarlık kariyerinde, hem edebi hem de toplumsal meselelere duyarlı bir bakış açısını yazdığı her kitapta görmek mümkün.
Yarım Kalan Bir Kitap, hayatın acımasız gerçeklerine ve tesadüflerin gücüne dokunan, oldukça duygusal bir eser. Başkahramanımız Sibel’in ebola virüsüne yakalanıp bir dağ evinde karantinada kaldığı süre zarfında yaşadıklarını anlatıyor. Sibel, yalnızlıkla mücadele ederken kendini oyalamak için arkadaşına ait bir hayatı yazmaya başlıyor ama farkında olmadan kendi hikayesini kaleme alıyor.
Bu süreçte, geçmişte sürgün edilmiş bir ailenin dramına, gurbetin ve yalnızlığın izlerine tanık oluyoruz. Kitap, coğrafyanın bir kader olduğunu sıkça vurguluyor ve hayatta her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğuna dair inancı güçlendiriyor. Özellikle, kitabın başından sonuna kadar hüzün kokan hikayesi, okuru derinden etkiliyor. Zaman zaman tesadüfler karşısında "Aaa!" demekten ve çoğu kez de okurken gözlerimin yaşarmasından alamadım kendimi.
Durmaz, karakterler arasındaki bağları ustalıkla örerek, olayların içine geçmişten gelen sırları ve beklenmedik tesadüfleri ekleyerek müthiş bir olay örgüsü oluşturmuş. Hikaye ilerledikçe, Sibel’in ölümcül hastalığı yüzünden kitabını tamamlayamadan hayata veda etmesi, okuyucuda derin bir boşluk bırakıyor. "Her şeyi söyledin," demeyin sakın. Zaten kitabın adından belli Sibel’in kitabı bitiremeden öleceği. Kitabın isminin de buradan geldiğini fark edince, okurken hep o korkulan sona doğru adım adım ilerliyor insan.
Durmaz’ın kalemi, acı ve dramla yoğrulmuş bu hikayeyi anlatırken, bilgi birikimi ve duygu aktarımıyla gerçekten başarılı bir iş çıkarıyor. Kitabın duygusal derinliği ve insanı düşündüren mesajları, edebiyatseverler için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Eğer siz de hem hüzünlü hem de düşündürücü bir okuma arıyorsanız, Yarım Kalan Bir Kitap tam size göre. Bu can yakan hikayeyi okurken, geçmişten gelen sıkı bağlarla sımsıkı sarıldığınızı hissedeceksiniz. Murat Durmaz’ın kalemi ile mutlaka tanışın. Sağlıkla ve kitapla kalın. Murat Durmaz