Gaustin denilen çılgın, esrarengiz bir doktor ve yazarımız, alzheimer hastalarının zihinlerini rahatlatmak, hafızalarını harekete geçirmek adına bir proje başlatırlar. 70li 80li yıllara ait, geçmişe ait birer oda hazırlamakla başladıkları bu proje bir süre sonra tüm dünyayı büyük bir distopyaya sürükleyecektir.
“Geçmiş benim vatanım” diyor yazarımız. Geçmiş furyasına kapılan vatanlar da soruyor halkına, “Geçmişin neresinde olalım?” Referandumlar yapılıyor. İtalya 60’lara, Bulgaristan 70’lere, Batı Avrupa 80’lere döndürüyor takvimlerini. Gelecekten ümidi kesip geçmişe sığınanların hikayesi bu. Ama “bir şeyler değişmiş, bir şeyler aynı değil.”
“Geçmişin son kullanma tarihi olur mu?”
“Bu benim şehrim olmalıydı, geçmişim bu sokaklarda yuvarlanmalıydı, başını her köşeden çıkartıp bana laf atmalıydı. Ama biz sanki artık konuşmuyorduk.”
Bundan önce “Hüznün Fiziği” ile tanıştığım yazarımızın bu kitabı da oldukça etkiledi beni. Yer yer düşündürdü, güldürdü çoğu zaman da duygulandırdı. Bir şeyler tanıdık geldi ve Hüznün Fiziği kitabını tekrar inceledim. Gerçekten de kitabın beş on sayfalık bir kısmında bu kitaptan izler vardı. Gaustin’den de. Bay G. Hakikaten, kimdi o…