·152 syf.····Okunma: 19 Ağustos 2024 23:22 Onun adını insanı ürkütmeden, aynı vakit en büyüğünden harflerle neşretmek gerekiyordu. İlk öyküsünü okuduğum vakit daha çocuktum. Sırtım ter içinde bir yaz akşamı "Son Kuşlar" avuçlarımda eriyordu. Alnım ter içinde ama o Burgazada yok mu?
O serinlik, Sait Faik'in insanları. Rıhtımda balıkçı ile yamağı karşılıklı iki tek ve lakırdı. Sonra kıyıda dizginlenen usturmaçalar, bordasında peyda olan takanın tıkırdayışı, yanan cigarası. Nasıl unuturum on beşimde okuduğum ustamı.
Dili yalvaç, gözleri çukur, zihni bir çocuk ve dost. İşte o bizim Sait dün, şimdi ve yarın.
Burgazada'ya hiç gitmedim. Ustam orada yaşadı, göçebe kuşlar gibi. Altı ay Nişantaşı'nda bir apartman, altı ay da Ada da. Yani diyeceğim o dur ki; denizden de insandan da hiç ayrı kalamadı. İnsanı hep sever günahını söver yavrusunu delicesine sever. Şöyle bir bakar: hepsi insan hepsi hikayedir onda. Bir kahvehaneye varır çayını bir nefes gibi çeker, insanın orada olası gelir. Belki köşede oturan sessiz bir ihtiyarı izleye gelmiş.
İşte şimdi hikaye yazılmaya başlanmış demektir.
Bazen sokakta öylece volta attığı zannedilir. Eh öyledir de. İşsizi, kumarbazı nerede görecekte yazacak, başka türlüsü mümkün mü?
Bizden söylemesi.
İstanbul'un sokaklarını da sevmediğini sanmayın onu da çok sever. Onun dostları vardır ve de sizler. Hepinizi çok sever. Hikayeleri de hep buradan çıka gelir zaten.
Elimde: "Havuz Başı" ağırlaştı kitabın sırtı. Şöyle bir çevirdiğim vakit Sait Faik'in sıcacık bakışları.
İllede sevecekseniz canım kardeşim.
Kırmadan sevin.
O böyle isterdi.
Kırdın mı da gönlünü almayı bilmeyecek isen.
Boşa, sevdim demeyin güzel kardeşim.
Birde onu göreceğim diye tutturduysanız Zincirlikuyu'da hiç aramayın.
O her balıkçının ağlarında.
Her motorun tıkırtısında.
Öylece bir Sait Faik geçmiş demektir.
...
Saat: 16:30
Dil Döndüren: Aykut Güngör
Ustaya saygı ve rahmetle...