Hayatları ellerinden alınmış bütün kadınlar için...
Bu kitabı hangi kelimelerle anlatmam doğru olur, emin değilim. Kitap boyunca en çok tekrarladığım kelime "Yeter artık! " Oldu. Yer yer haykırmak istesemde sayfalardaki acıyı sessizce yutup okumaya devam ettim.
Karakterlerden bahsetmeyeceğim. Zira Deya, İsra, Feriha, Halid, Âdem ya da başka bir isim önemli değil. Önemli olan karakterlerin isimleri değil, zaten toplumumuz yüzlerce hatta binlerce aynı durumu yaşayan insanlarla dolu. Aslında kitabı eline alan her kişide karakterin ismi değişip durur.
Kadınların yıllar boyunca yüklendikleri sorumluluk altında ezilmeleri, susturulmaları, genç yaşta evlendirilmeleri, eşlerinden şiddet görüp öldürülmeleri... Yine de bütün yaşadıklarına rağmen çığlıklarını içlerine hapsetmeleri.
Kitap boyunca sorguladığım çok şey oldu. Kadınların susturulmasının tek suçlusu erkekler mi? Hayır, değil. Cinsiyetçilik yapmayacağım. Tabii ki erkekleri savunmuyorm ancak kitapta seçim hakkı verilmeden sırtına ağır bir sorumluluk yüklenip, ona çizilen yolda yürümesi emredilen erkekler de var. Sadece kadınlar değil, erkekler de tutsak olabiliyor. Ancak kadın tutsaklığı... Bu bambaşka, daha ağır bir durum. Bunu bir erkek anlayabilir mi? Emin değilim.
İsra'nın, Sarah'ın, Deya'nın hissettiği boğulma hissini, ellerinden alınan hayatı, sevmedikleri bir erkeğe mecbur olmayı, eşleri tarafından tecavüze uğramayı, sadece hizmet etmek ve çocuk doğurmak için kullanılmayı...
Okumanızın, hayal etmenizin, sokakta yürümenizin bile yasaklandığını, yaşamınızın bir erkeğin iki dudağı arasında olduğunu düşünün. İşte kitap bunu anlatıyor. Bu düzene baş kaldırmayı, kadınların da hayatları olduğunu, yaşamak istediklerini haykırıyor yazar.
Kitap boyunca gördüğüm bir diğer şey ise, kadınların devam eden suskunluk, şiddet zincirinin yine en büyük sebebi kadın oluyor. Kadın, kadın tarafından susturuluyor.
Yüzündeki morluklar bir kadın tarafından gizleniyor, içindeki yaşama arzusu bir kadın tarafından baskılanıyor. Sebep: İtibar, namus... Kadın susmalı, kadının yeri evidir, erkek eşini dövebilir, erkek yapabilir...
Daha, "Yeter!" Diye bağırmak istediğim onca düşünce...
Kitabı okuyun, bilinçlenmek için okuyun ve okutun. Kadınların susturulmaması için okuyun, okutun.
Her sayfada aileme teşekkür ediyorum, beni okuttukları için, eğitimime her koşulda destek olup tek başıma ayakta kalmamı sağladıkları için.
Kadınların acılarına eşlik etmemizi sağlayan yazara da teşekkür ediyorum...
Kadının Sesi YokEtaf Rum