*Spoiler içerir!
Kitabımız Atticus adında bir avukat ve onun oğlu Jem ve küçük kızı Scout etrafında dönüyor. Hatta hikayeyi Scout'un ağzından dinliyoruz. Hikayenin konusuna gelecek olursak ırkçılığın toplumdaki görüntüsünü gözler önüne seren bir kurgu olarak karşımıza çıkıyor.
Kasabada yaşanan bir olayın ardından bir zencinin yargılanması gerekir. Avukat olarak Atticus tayin edilir. Atticus insana insan olduğu için değer verilmesi gerektiğini savunan ırkçılık karşıtı bir profil ile karşımıza çıkmaktadır. Müvekkilini savunacak olması toplumun sadece ırkçılar üzerindeki baskısının yanında onlara insan olarak davrananlara da ciddi baskılar yapıldığını yaşanan olaylarla gözler önüne seriyor.
Çocuklarını toplumun oluşturduğu algılardan çok iyi insan olmak üzerine ve vicdanlarını dinlemeleri yönünde eğitmeye çalışan babanın bu dava sürecinde kendisinin ve çocuklarının başından geçenleri küçük bir çocuğun ağzından dinliyoruz. Ve tabi bu küçük Scout'un abisi Jem'le öcü Radley efsanesini de atlamadan geçmeyelim.
Roman insanlığı, vicdanı, ırçılığın insanları nasıl bölüştürdüğünü, toplumsal baskıların nelere yol açtığını tüm bunlara rağmen insan olabilmenin ne demek olduğunu gözler önüne seriyor.
Atticus'un da söylediği gibi istediğiniz kadar saksağan vurabilirsiniz ama BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK GÜNAHTIR!
Muhteşem bir kitaptı. Bitirmiş olmanın yarı hüznü yarı huzuru ile bu kitapla karşılaşmış olmaktan dolayı çok mutluyum. Sizin de en kısa zamanda okumanız dileğimle keyifli okumalar.