·415 syf.····Okunma: 19 Ağustos 2024 21:09 Tanpınar Türk edebiyatının önemli değerlerinden birisi ve önemli bir fikir adamıdır.
Akademik konularda bazı eserlerinden faydalanmış olsam da ilk kez bir edebî eserini okuma fırsatını yakalamış oldum.
Öncelikle şunu belirtmek isterim; yazar bu eseri ortaya çıkarmadan evvel düşün dünyasında iki önemli mevzu olduğu anlaşılıyor; Doğu - Batı medeniyet çatışması ve II. Dünya Savaşı...
Kitabın ana ekseni bu konular üzerinde düşünce alışverişinde bulunan karakterler üzerinden oluşuyor.
Tanpınar bu konulardan bahsetmek için kurguladığı karakterleri düşüncelerinin aktarıcısı olarak kullanmış.
Karakterlerin belli bir kişiliği olması ve bunu yansıtma konusunda oldukça başarılı iş çıkarmış. Kendi içinde tutarlı ve özgün karakterler oluşturmuş. Bunları da kuvvetli bir edebî dil ve başarılı psikolojik betimlemeler ile desteklemiş.
Kitabın en başarılı yönü burası.
Fakat kitabın hikayesi ve kurgusu pek de tatmin edici değil. Her ne kadar iyi yazılmış karakterler olsa da hikaye ilgi çekici olmaktan uzak. Hikaye kurgusu da kuvvetli değil. Yazarın bazen betimlemeleri uzattıkça uzatması da insanı hikâye akışından koparıyor.
Bunun sebebi de bence yazarın hikâyeyi amaç değil de araç olarak görmesi.
Ve bir de diyaloglar... Karakterlerin uzun uzadıya süslü felsefî cümleler kurarak birbiriyle iletişim kurduğu romanlar bana doğallıktan oldukça uzak geliyor. Bu diyaloglar kısa tutulmuş olsa anlayabilirim fakat baştan sona filozof kadar derin cümleler kurarak konuşan edebî karakterler bana doğal hissettirmiyor. Tabi yazarın dehası ve düşün dünyasındaki zenginliği, işin edebî tarafını bir kenara koyarsak takdir etmemiz gerekir.
Sonuç olarak elimizdeki kitap herkese hitap etmeyen bir kitap. Olay örgüsünden ziyade işin felsefî boyutlarına değinen, karakterlerin iç dünyalarını anlatmaya çalışan bir kitap. Ben bu tarz kitapları severim, düşünce olarak insan zihninde olup bitenlere odaklanan eserler edebî tercihtir.
Bu tarzda okumayı sevenler de memnun olacaktır.