Hayat hayallerimizi gerçekleştirmek içindir ya da hayallerimiz yaşamımızı devam ettirmemiz için.
Kitap 1930larda büyük buhran döneminde geçmektedir. Bu zamanda yaşayan çoğu insanın ya da işçi sınıfının hayal kurma isteği dahi yoktur. Ama ana karakterlerimiz George ve Lennie kendilerine ait bir çiftlik kurmak isterler. Çalıştıkları çiftlikten ayrılıp, kendilerine yeni bir yaşam kuracakları Soledattaki çiftlikte çalışmaya başlarlar. Bu çiftlikte tek hayalperest kendileri değildir elbette. Hayallerini anlattıkları Candy onlara katılmak hatta onlarla yaşamak ister. Bir de patronun karısının hayalleri yer alır kitapta.
Curley’in karısı kitaptaki tek kadın karakterdir ve elbette onun da gerçekleşmeyen hayalleri vardır. Yaşadığı yerden kaçıp ünlü bir aktris olmak istemiş ama eninde sonunda Curley ile evlenmiştir.
Crooks siyahi ve yalnız bir işçidir. Diğer işçiler onu ten rengi yüzünden tek başına yaşamaya mahkum bırakmışlardır.
"İnsan yaninda biri olmazsa delirir.
Kim oldugu his önemli degildir, yeter ki yaninda olsun.
Sana bir sey diyeyim mi?
Insan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır,
yalnızlıktan hastalanır."
Kitap ince olmasına rağmen gerçekten düşünürdücü noktalar ve alegorik ögeler içeriyor.
Ana karakterimiz George’nin soyadı benim de büyük hayranlık duyduğum John Milton’a göndermedir aslında. John Milton ünlü başyapıtı Paradise Lost’da adem ve havvanın cennetten kovulmasını anlatmaktadır. Onların masumiyetini kaybedişini ve Tanrının yasaklarına karşı gelmelerinden bahseder. Tıpkı Lennie ve George’nin düşlediği o çiftlik gibi, Havva ve Adem de cennete kavuşamazlar.
Son olarak şunu da eklemek istiyorum;
Godot’yu Beklerken oyunundan sonra okuyunca biraz farklı hissettirdi bu kitap. Belki de Lennie ve George için çiftlik hayali, Didi ve Gogo için Godot’yu beklemek gibi bir şeydir. Yani o çiftliği satın alamayacaklarını bilmelerine rağmen George ve Lennie çalışmaya devam ettiler, Vladimir ve Estragon da Godot’un gelmeyeceğini bildikleri halde beklemeye devam ettiler.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett