Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 21 Ağustos 2024 09:13 Emre Timur kaleminden okuduğum beşinci eser, Us. Artık yazarın o rahatsız edici, sıra dışı ve genellikle de karamsar perspektifinden bakmaya alışkınım. Bu yüzden yazdıkları boğmadı ama harekete sürükledi. Hareket yaşatır, huzur öldürür neticede. Hem huzurun kaçsın hem de artık başka pencereden bak olaylara, diyen bu eseri gelin detaylı inceleyelim.
Mukaddime kısmı ile başlıyor esere Emre Timur. Bu başlangıç kısımlarını seviyorum çünkü ısınma hareketleri gibi, okuyucuyu o derin metine hazırlıyor. Bu kısımda; ‘’İşte ben de ‘us’uma düşenleri toplamaya karar verdim.’’ diyen yazar, genel olarak birkaç şey anlatıyor. İlerleyen sayfalarda detaylıca anlatacağı bazı şeyleri, önceden yavaş yavaş okuyucusuna sunuyor. Tikel ve tümel diyor. ‘’ Varız işte! Var mı daha tuhafı? Varız. İyi de niye?’’ diye başlıyor sormaya. Zaten kendisi de yazıyor; evrenin en mühim soruları burada, diye. Evet, çok iyi sorulara denk geldim ve bolca düşündüm. Huzurum da kaçtı. Zaten hangi kitabı huzurumu kaçırmadı ki?
Us kısmı ile devam ediyor eser. Burada özellikle; akıl, sezgi, görgü ve zeka gibi terimlerin üzerinde duruyor. Aklın üç bileşeni var; zeka, sezgi ve görgü, diyor. Ancak bu üçü toplanıp aklı oluşturmaz diye de hatırlatıyor. Bu üç bileşenin farklı yoğunluğu, pek çok şeyi değiştirir.
Sonra devam ediyor, duygunun öneminden bahsediyor. Duygu, kişinin yakıtıdır ve duygusuzluk hiçbir şey yapmama hissi yaratan depresyondur, diye açıklıyor.
Ve sonra geliyor kendisinin 12 maddelik, gerçeklik testine. Bir şeye gerçek demeden önce, bu maddelerle sorgulama yaptığından bahsediyor.Burada en çok ilgimi çeken iki madde oldu. Bunlardan biri, dördüncü maddede yer alıyor. Ve burada ‘’False Dilemma’’dan bahsediyor. Hatalı ikilem, hatalı sonuca bile götürmez. Çünkü sonuca gitmek için yol vermez. Mantıklı ve doğru ikilemler sizi bir yere götürür. Evrim mi, yaratılış mı demek, hatalı polarizasyonda düşünmektir. Çünkü evrim ile yaratılış farklı şeylerdir.
Bir diğer hoşuma giden madde ise altıncı madde. Burası, -izm ile -ist farkını yazdığı kısım. Özetle şöyle diyor, siz bir şey hakkında düşünüyorsanız şayet bu -izm ile ilgili olmalı. Komünizm gibi. Fakat siz, düşünüyorum, diyerek -istler hakkında konuşuyorsanız; siz o fikri değil, o fikri takip eden topluluğu konuşuyorsunuz demektir. Buna da örnek olarak, komünistler diyebiliriz.
Estetik ile üçüncü konu başlığına sahip Us. Bu kısımda daha çok bireyler hakkında konular var. Yani aşk… Aşk öyle herkesin yaşayabileceği, sonsuz mutluluğa sahip olabileceği şey değildir, diyor. Aşk genellikle ulaşılamazdır. Aşk, bir şey sanki o şey için yaratılmış gibi sürekli o şeye çekilme hissidir, diye tanıtımı yapıyor Emre Timur. Daha sonra, hakikat ve gerçeğin farklı oluşunu kaleme alıyor. Hakikat, karşında duran şeyin asıl kendisi iken, gerçek bizim hakikate dürüstçe bakmamızdır, şeklinde aktarıyor. Burada hakikat kişiye göre değişebiliri görüyoruz. Çünkü herkes farklı yerden, farklı bakışla bakıyor hakikate. Bu da, çeşitli gerçekler sunuyor görenlere…
Yine bu bölümde ruh ve beden üzerine yazılar okuyoruz. Ruh ve beden birdir. Biri bozulunca, seni sen yapan nedir? Anılar silinir, beden değişir ama sen nasıl hala sensindir? Bunlar, fevkalade nazik mevzular :) Bu nazik mevzuların üzerine ne düşünsem hep düşüncemi baltalayacak bir düşünce de buldum. İşte felsefe, önemli olan soru. Cevap, sorudan doğar. Ama ya soru?..
Etik kısmında ahlak ve niyet üzerinde duruyor yazar. Yapılan herhangi bir şeyin sonucunun kötü olması, kişiyi kötü yapar mı? Onun, o eylemi harekete geçirirken niyeti önemli değil mi? Ben iyi niyet ile bir davranış sergiledim, sonucu karşımdaki kişiye kötü tesir etti. Ben kötü müyüm? İşte, bunlar önemli şeyler. Hem şunu da unutmamak gerek, kötülük için akıl ve kötülük yapacak biri gerek.
Etik kısmında oldukça derin şeylerden bahsediyor ve kolay aktarabileceğimi düşünmüyorum. Sadece ilgimi en çok çeken kısmı belirtmek istiyorum. O da insanın, yaratıcı ve ahlakın nasıllığı bilgisi ile doğması ve hep sezmesi kısmı. Burada, tebliğ veya duyuru ahlak ile yaratıcıyı öğretmez, hatırlatır, deniliyor.
O kısmında, yaratıcı ve din var. Yani Tanrı. Durun hemen kızmayın, ben belki tam anlatamazdım ancak yazar çok güzel açıklamış. Allah özel isimdir. İlah kelimesinin dilimizdeki tanıtımı Tanrı kelimesidir. Yani Tanrı denince, kötü niyetle söylenmiş olmuyor. Kendi dilimde konuşuyor oluyorum. Her neyse, burada Tanrı derken kastedilen şey konuşuluyor. Beş maddede, Tanrı derken ne kastediliyor; Tek, Başsız- Sonsuz, Her şeyi bilen, Her şeye gücü yeten, Adil.
İnsanın yaşama ve Tanrı’ya bakışını kaleme alan yazar, ‘’ Tanrı’nın gizli planlarını anlayamayacağınızı kesinkes biliniz.’’ diyor…
Bu dünyayı ve sonraki yaşamı, yapılan kötülükler ve karmayı Us’un O kısmında okuyabilirsiniz.
Tekamülde yaşamdan bahsediyor. Yaşamın her an aktığının ve değiştiğinin. Değişim vardır ve hep olur ancak ne yöne olduğu bilinmez. Bugün gördüğün sen ile yarın gördüğün sen bir değilsin. Atomik düzeyde de olsa, değiştin…
Yaratılış, varoluş gibi konular burada bahsediliyor. İnsanın tamamen yalnız olduğunu acımasızca hatırlatıyor, Emre Timur. Ne yaparsan yap; yanında olan kişi ile aynı anlamda, aynı yerden, aynı düşünce ile bakmıyorsun. Sen yalnızsın, o yalnız. Biz yalnızlığa mahkumuz!
Seçebileceklerimiz ve seçemeyeceklerimiz var hayatta. Seçemediklerim; memleketim, gözümün rengi, zekam ve soyum gibi şeyler. Seçebildiklerim ise; dinim, yaşadığım şehir, arkadaşlarım ve eşim gibi şeyler. Bu yüzden, değiştirebilecek ve değiştiremeyeceklerimizi iyi düşünmemiz gerek. Seçim hakkımız olanlar için sızlanmak yerine, pek ala değişimler yapabiliriz. Yeter ki, neler gelir elimizden bilelim…
Eşya kısmında yaşamın üç çeşit akışından bahsediliyor. Çürüme, Hayatta Kalma ve Yaşama. Çürüme, evrende her şeyi eşitleme gayesidir. Hayatta Kalma, çürümeye karşı gelmedir. Evrenin dediği değil, kendi yolundan gitmedir. Yaşama ise, cemiyete hayır diyerek kişinin kendisini inşa etmeye başlamasıdır, diyor. Sonra, ruhun varlığı üzerine metinler sunuyor yazar. Ama bundan daha önemli kısmı, Büyük Patlama Teorisi ile ilgili kısım. Buraya göre, domino taşı etkisi misali. Başlangıç için güç gerek. O ilk taş, kendiliğinden harekette bulunamaz. Bunlar fevkalade nazik mevzular :)
Son Tahlil ve Terkip kısmında, artık toparlanıyor yazar. Bir şeyleri dikte etmediğini, baktığı yönden göstermek istediklerini aktardığını yazıyor. Huzur kaçırmaya gelmiştim diyor. Ben de daha başta demiştim, huzurum kaçtı. Yani be de, hedefine ulaştı eser.
Sayıklamalarım kısmında ise, deneme ağırlıklı kısa yazıları ile kapanış yapıyor Emre Timur. Bazıları daha önce yayımlanmış, bazıları ise bu eserde yer alan metinler. Ayrıca iki adet söyleşisi de bulunan yazar hakkında epey şey öğrenebiliriz eserde.
Sürüye katılmak istemeyen Emre Timur’un kalemi daim, hakkını veren okuyucuları olsun.