Kafkanın babasıyla olan ilişkisini, anılalarını anlatan bir nevi Kafka’nın babası Hermann Kafka ile olan yüzleşmesi niteliğinde olan otobiyografik eseri. Bu mektubu babası okusun diye mi yazdı yoksa içinde tuttuğu ve söylemek istediklerini yazıya dökerek bu şekilde bir hesaplaşma mı yaptı bilemiyorum ancak babasını çocukluk travmasından, kendisini sürekli suçlu hissettirmesi aşırı otorite ve baskısıyla sürekli korkuttuğu ve bu korkunun Kafkanın bilinçaltına rüyalarına kadar yansıdığını gerek Max Brod’a bıraktığı mektuplarda gerek günlüklerinde açıkça yazmaktadır. Çok başarışı ve yetenekli olmasına rağmen babası tarafından sürekli onaylanmayı beklemiş ve onaylanmayınca kendisini başarısız ve yeteneksiz olarak görmüştür. Babasının yeme içmesinden tutun evliliğine kadar müdahale etmesi ve Kafkanın yapı gereği ona karşı çıkamaması onu her konuda zayıf düşürmüş ve hastalığını tetiklemiştir. Ancak benim sayfaların arasından en dikkatimi çeken şey ise babası ile ilgili bir çok ince detayı çok küçük yaşlarda olmasına rağmen belleğinde çok iyi tutması ve kaydetmesidir; örneğin kürdanla kulaklarını kaşıması, hızlı yemek yemesi durusu, uyuması, konuşması tepkileri ve daha bir çok detay gibi. Bu ince detaylar aslında Kafka’yı aşırı rahatsız eden şeylerdir. Bu eserinde Kafka sanki görünmez bir mahkeme kurup satırların arasından çoğunlukla babasını bazen ise kendisini yargılamaktadır. Ona bu süreçte en iyi gelen şeyin ise yazmak olduğunu cümlelerine iliştirmiş ve eselerlerini arkadaşı Max Brod’ a ölümünden sonra yakması için vermiştir. Yine Miline’ya mektuplarda olduğu gibi Max Brod bu eseri de yayınlamış ve edebiyat dünyasına kazandırmıştır. Kafkaya dair özel detaylar bulabileceğiniz bu eseri okumanızı tavsiye ederim.