·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Ağustos 2024 12:37 Gece Nöbeti ile tanıştığım yazardan ikinci kitabım.
Anlatmak istediği dönemler konusunda iyi bir araştırmacı olan yazar, Gece Nöbeti'nde 2. Dünya Savaşı'nda Londra' nın bombalanmasını ve sivillerin gözünden yaşananları aktarmıştı. Savaşa dair kitaplar arasında gerçekçi ve başarılı bir yapıt olarak yerini alan roman umarım daha çok okura kavuşur.
Pansiyonerler ise, 1.Dünya Savaşı 'nın ardından Ingiltere'nin alt üst olan sosyal yaşamına dair etkileyici bir atmosfere sahip: 10 yıl öncesine ait tüm inançlar, değerler savaştan sonra anlamını yitiriyor, sınıflar arasındaki uçurum kayboluyor. Iyi yetişmiş ve eğitimli erkeklerin çoğunun savaştaki ölümüyle yıkılan üst sınıf içine kapanıyor, parasızlık yüzünden durumu idare etmek için evlerine pansiyonerler almak zorunda kalıyorlar. Sermaye el değiştirmiş, alt sınıflardan bir çok savaş zengini türemiş, kadın hakları tartışılıyor, kadınların tek seçeneği artık evlilik değil, nitelikli çalışma alanları ve üniversite yaşamı da önlerinde...Ancak Viktorya Döneminin son kuşak insanları hala hayatta ve bu değişikliklere karşı çıkıyorlar. Kuşak çatışması son sürat sürmekte. Romandaki karakterler duyguları, düşünceleri ve varoluş krizleriyle arka planda olan bu dönemi yansıtırken bir aşk ilişkisi ve ardından gelen cinayetle kendi hayatlarını yeniden sorguluyorlar.
Çeviride sıkıntı yok ; merak ve heyecanla okudum. Guardian tarafindan 21.Yüzyılın ilk çeyreğinin en iyi 25 kitabı arasında gösterilen roman (benim listem farklı olsa da) okunmaya değer.