"İslam dininin önderleri olan ulema sınıfı ki, bunlara hoca denilirdi, medrese denilen ve camilerin bir köşesine eklenmiş olan taş, havasız, bakımsız okullardan yetişirdi. Bunların genel bilgileri hiç yoktu. Din ilmini Arap dili ile öğrenmeye çalışırlardı. 20 yıl medresede Arapça okudukları halde bir kelime Arapça konuşamazlardı. Bunlar askerlik ödevinden kaçmak için medreseye giderlerdi. Softalar askerlik yapmazdı... Halk, bayram fitre paralarını bunlara verirdi. 1907 yılında, İstanbul'dan Selanik 'e gidecek olan bir vapurda 300 kadar softa ile tatil nedeniyle memleketlerine giden 150 kadar Harp Okulu öğrencisi vardı...
Askeri öğrencilerin bazıları ile softalar arasında kavga olur...
Gemi kaptanı, Dedeağaç'a gelince yardım ister. Olay, telgrafla padişaha bildirilir. Padişahtan emir gelir , asıl suçlu olan softalara dokunulmaz, fakat kavgaya giren girmeyen tüm Harp Okulu öğrencileri vapurdan çıkarılıp, Dedeağaç'ta gözaltına alınırlar... Bu softalar , İstiklal Savaşı'nda kötü rol oynadı. Çünkü softalar çok geri ve pozitif bilim düşmanıydı...