Değişik bir bakış açısı değil kesinlikle , ama konunun anarşizme bağlamı çok ilginç ve de takdire şayan ! Zira anarşistlerin gördüğü en sık itham ahlaksızlık ve adalete karşı çıkmaktır. Kropotkin abimiz de konuyu basit ve açık bir şekilde açıklamıştır ve de tek cümleyle özetlemiş : "Başkalarına, aynı durumda sana nasıl davranmalarını istiyorsan, sen de onlara öyle davran". Nihilist ahlakını da eleştirmesi epey hoşuma gitti.
Bir başka ilgimi çeken şey , insan ahlakının doğanın bir parçası yani hayvanlarda da varlığı. Sunduğu bütün argümanlarını bu gerçeğe dayandırarak anlatmış ya zaten.
Gelelim şimdi onun görmezden geldiği kısma : insanların ezici çoğunluğu sandığı gibi akıllı değillerdir ve kendi kendilerine bu mantık devresini kafalarına kurma yetisine sahip değillerdir. Ama diyecek ki hayvanlarda bile var sende neden olmasın ? Olay o kadar da basit değil -bence-. Gerçi ben insanları materialist bir varlıktan öte bir şey olarak görüyorum.
İnsanların ahlakı refleks olarak edinmesinden bahsediyor bir de ! Tıpkı komünist idealler gibi , ezici çoğunlukta gerçekleşmesi mümkün olmayan idealler. İnsanlar karınca ahlakıyla yaşamaz , yaşayamaz. Biz o kadar güçlüyüz ki , beyinimiz o kadar gelişmiş ki , istediğimiz - kötü de olsa - rahat bir vicdanla gerçekleştirme potansiyele sahibiz. İşte bu durumda o zavallı basit insanlar zalimce azap görecekler. Ortada anarşizm filan da kalmıyor :D.
Doğanın gücüne inan biridir Kropotkin , ama ne yazıkki organize edilmiş ahlakı 'doğal olmayan eklenti' olarak tanımlar. İnsanlık tarihi boyunca din ve ya devlet ahlakının domine olmadığı çağ yaşanmamıştır. Yaşansaydı insanlık çoktan yok olurdu. Örnekleri de veriyorum ...
Eşcinsellik dinen veya yasa ile engellenmeseydi eğer , insanlık bugünlere kadar sağlıklı bir mannerde ilerlemezdi. İnsanın kendi kendine oluşturduğu ahlak devresi onu eşcinsel olmamaya itemeyebilir , itemez , bir sakınca gösteremez. Zevk uğruna meşrulaştırır. Ama doğanın bir ürünü olan ilahi veya yasa ahlak, belirli sınırlar çizerek insanlığın devamı için gerekli denetimleri yapmıştır. Tabi materialist biri bunu göremez çünkü o sadece ama sadece mantıkla ilerler. Kimseye de güveni yoktur , din ahlakını uydurulmuş şeyler görür ve onların ahlakı belirili menfaatlar uğruna kullandıklarını ima eder.
Neyse , hristiyan kiliselerle ve o zamanların yasa ile ilgili olan yorumlarına külliyen katılıyorum. "Başkalarına, aynı durumda sana nasıl davranmalarını istiyorsan, sen de onlara öyle davran" ifadesi zaten hali hazırda zihnimde işliyordu.
Okuduğum ilk Kropotkin kitabı idi , ve dürüst olmak gerekirse , adamın zekasına , bir natüralist olarak evrim teorisine argümanlarının çekirdeği olarak yer vermesine ve basit anlatım biçimine hayran kaldım ! Sonraki rota : Karşılıklı Yardımlaşma kitabı ...