Gönderi

Karmaşık bir kitaba karmaşık bir inceleme!
Puan vermedi·192 syf.··
2024 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2024 12:52
İçerikten önce kitabın yapısından bahsetmek gerek sanırım. Kitap William James'in her biri bir konferansın yazıya dönüştürülmesiyle oluşan konferans bakımından kronolojik yazı bakımından birbirini takip eden sekiz bölümden oluşuyor. Söyleşi dediğim için anlamışsınızdır, halihazırda bir kitleye hitap ediyor. Bu sekiz konferans boyunca hem pragmatik felsefeyi tanıtırken hem de savunusunu yapıyor. Kime karşı? Rasyonalist filozoflara karşı. Oysa pragmatik felsefeyi tanımlarken ampirik felsefeyle rasyonel felsefeyi uzlaştıran ifadesini kullanmasına karşın. Ama bunu anlamak zor değil çünkü okurken siz de fark edeceksiniz; pragmatik felsefe adeta ampirik felsefenin omuzları üstünde yükseliyor. William James kitabında pragmatik felsefeden yöntem olarak bahseder. Yani bir felsefi sorunsala dair bir sonucun savunusunu yapmaz, yalnızca yöntemdir. William James'in ifadesiyle hem bir ampirizmler gibi olgulara en zengin ilişkiyi kuran hem de bir rasyonalizmler gibi dindar olan felsefi yöntemdir. Tabi bana kalırsa olgulara güvenen bir ampiristin ihtiyacını karşılar ancak gerçek bir dindarın ya da kapsamı genişleteyim gerçek bir teist ya da ateistin ihtiyacını karşılayacağına şüpheyle bakıyorum. Pragmatik felsefi yöntemle yaratıcının varlığı ya da yokluğu sorunsalının ele alınmasını incelemenin sonuna bırakıyorum. Esasen bütün bu pragmatik felsefenin şu soru üzerine inşa edildiğini söylemekte bir kusur görmüyorum; "hakikati bilmenin pratik değeri nedir?" İşte bu yüzden dedim ki başta "pragmatik felsefe ampirik felsefenin omuzları üzerinde yükseliyor." çünkü hakikatin ölçütünü pratik etki olarak belirliyor. Daha iyi anlaşılması için bir örnek vermek istiyorum. Ortaya bir felsefi sorunsal atalım; özgür irade var mıdır yok mudur? Pragmatik felsefeye göre yapmamız gereken şudur; iki durumu da inceleriz. "Özgür irade vardır" önermesini varsayarız ve yaşadığımız hayata nasıl etki edeceğini araştırırız. Ardından "özgür irade yoktur" önermesini varsayarız ve aynı şekilde yaşadığımız hayata nasıl etki edeceğini araştırırız. Eğer arada bir fark yoksa cevabı bilmenin de bir değeri yoktur. Bu felsefi yöntem beraberinde şu düşünceyi getirir demeden önce söylemeliyim ki pragmatik felsefede hakikatin değeri yaşama olan pratik etki ile ölçülür, incelemenin ileri ki kısımlarında William James'in ifadeleriyle bu söylemimi destekleyeceğim zaten. Yani bu da demektir ki hakikati bilmenin pratik değeri özdeştir hakikati bilmenin değeri. Şimdi paragrafın başına dönebilirim. Burası çok dikkatli okunması ve kavranması gereken bir yer fikrimce, ince bir detay var. Öyleyse paragrafın başına dönebilirim. Bu felsefi yöntem ( pragmatizm ) beraberinde şu düşünceyi getirir; hakikatin sabitliği bilinemez. Çünkü pragmatik felsefi yöntemde hakikatin değeri yaşamda ki pratik etkisi ile ölçülür, yukarıda özgür irade sorunsalıyla örneğini vermiştim. Ancak olgular zaman içinde değişme olanağına sahiptir. İnce detay burası; "olgular zaman içinde değişir" değil, "olgular zaman içinde değişme olanağına sahiptir" çünkü "olgular zaman içinde değişir" demek de bir dogmadır. Olgunun değişmeme imkanı da vardır. Bu ince ayrıntı çok önemli çünkü pragmatik felsefi yöntemin ortaya koyduğu bir yargıyı tam anlamıyla değiştiriyor. Pragmatik felsefi yöntem sabit hakikati reddetmez, dogmayı reddeder. Pragmatik felsefi yöntemde hakikatin değişkenliği olgunun değişkenliğine bağımlıdır. Olgu değişmez ise hakikat de değişmez. Olgu değişir ise hakikatin de değişme ihtimali vardır. Bu ince detay çok değerliydi, umarım anlaşılabilir bir şekilde aktarmışımdır. Hatta bu ince detayı diye direttiğim şeyi doğrudan William James'ten bir alıntı yaparak göstermek istiyorum: "Pragmatist biri meslekten filozofların gönlünde nadide bir yer tutan bir sürü kökleşmiş alışkanlığa kesinkes ve bir daha geriye bakmayacak şekilde sırtını döner. Soyutlama ve yetersizlikten, sözlü çözümlerden, kötü a priori sebeplerden, sabit ilkelerden, kapalı sistemlerden ve sözde mutlaklarla kökenlerden yüz çevirir. Somutluğa ve yeterliliğe, olgulara, eyleme ve erke doğru döner ( sayfa 27-28). Buna benzer kitabın içerisinde çok söylem var. Bu paragrafta dikkat çekeceğim yer ise "sabit ilkeler". William James felsefesini rasyonalistlere karşı savunduğu için kitapta açıkça görülen şey şuydu; "pragmatik felsefi yöntem sabit hakikat anlayışını reddeder". Ama bu demek değil ki "pragmatizm felsefi yöntem hakikatin daima değişeceğini savunur". Çünkü bu da bir sabit ilke olur. Pragmatik felsefi yöntem hakikatin değerini pratik hayata etkisi ile ölçer yani olgularla. Olgu değişirse hakikat de değişebilir, olgu değişmezse hakikat de değişmez. Ancak burada belirtmeliyim; olgu değişirse hakikat de "değişir", demek yerine "değişebilir" dememin sebebi rasyonalist damarımın ağır basması değil :) Üstte de kısaca bahsettiğim üzere pragmatik felsefi yöntemin doğrunun ölçütü olarak pratik faydayı kullanması. Pratik etki diyordum sürekli çünkü bir felsefi sorunsalda hangisinin doğru olduğuna karar vermek için pragmatik felsefi yöntem faydayı ölçü alır ancak bunun nedenini henüz incelemede açıklamadığımdan fayda diyerek kafa karışıklığına neden olmak istemedim. "Değişir" değil "değişebilir" dememin sebebi de faydanın oransal olarak azalabileceği ancak yine de fayda olarak kalabileceği ihtimali içindi. Yukarıda "William James kitabında pragmatik felsefeden yöntem olarak bahseder." şeklinde bir söylemde bulunmuştum. Pragmatik felsefe yalnızca bir felsefi yöntem olmakla sınırlı değil, aynı zamanda bir hakikat teorisi. Pragmatik hakikat teorisi ile araçsal hakikat anlayışı özdeş ifadelerdir. Pragmatik hakikat teorisi Rasyonel düşünceyi de kapı dışarı etmez ama adeta bambaşka bir hal aldırır. Yani rasyonel argümanları olan bir teist, pragmatik hakikat teorisi ile de teist olabilir ancak bu ayakları altındaki zemini yok edip o kişiyi bambaşka bir zemine koymak olacaktır. Bütün bunları anlamak için araçsal hakikat anlayışını tanımlayarak başlamak yanlış olmaz sanıyorum. Araçsal hakikat anlayışı, fikirlerimizin tikel fenomenlerden ( deneyim ) oluştuğunu ve diğer tikel fenomenlerle ilişki kurmamızı sağladığı ölçüde hakikat ( doğru ) olduğunu ifade eder. Bunu ifade etmek biraz zor. Yaşamda sonsuz çeşitlilikte tikel fenomen vardır. Kavramlar ve fikirler bu tikel fenomenlerden oluşur. Newton'un elmanın yere düşmesi hikayesini düşünelim. Hikaye doğru ya da yanlış, odak noktamız bu değil. Elma kavramı elmanın kendisi sayesinde var olmuştur yani elma dediğimiz meyve olmasaydı ona işaret eden bir kavrama da gerek duymayacaktık. Ama elma var ve o meyveye işaret eden kavramın varlığı insanın işine yarıyor çünkü hem bir ifade ortaklığa sahip oluyor hem de bu insanlığın ilerlemesini sağlıyor. Nasıl? Devamında anlayacağız. Düşme kavramı da bir olgudur. İnsanın tikel fenomene yaptığını bilim de olguya yapıyor. Kavramsallaştırıyor ve kategorize ediyor. Bu sayede elma düşüyor ve Newton yerçekimini bulabiliyor. Elbette biliyorum hikayenin doğru olmadığını ama ancak araçsal hakikat anlayışını anlamak için mümkün olduğunda basite indirgemem gerekiyor. Eğer Newton'a gelene kadar elma ve düşme kavramları oluşmamış olsaydı Newton yerçekimini bulamaz çünkü elmanın düşme hareketine değil doğrudan elmanın kendiliğine odaklanırdı. Bu incelemeyi yazarken bile kullandığım her kelime bir işe yarıyor yani faydası var. Araçsal hakikat anlayışı da tam olarak bu; fikirlerimizin tamamı en temelde tikel fenomenlerden beslenir. Tıpkı bilimin olgulardan beslendiği gibi. Bilim nasıl olguları kavramsallaştırıyor, kategorize hale getiriyorsa fikirlerimiz de tikel fenomenlerden oluşan kavramlardan ibaret. Bu tikel fenomenlerden oluşan fikirlerimiz bizim diğer tikel fenomenlerle, olgularla ilişki kurmamızı sağlıyor. Newton örneğinde ki gibi. Newton elmanın ve düşmenin kavramına hakim olduğu için yerçekimini fark edebildi. O olgu bugün yerçekimi olarak kavramsallaştı. Bu kavram da bizim farklı tikel fenomen ve olgularla ilişki kurmamıza imkan tanıdı. Dolayısıyla bütün fikirler tikel fenomenlerden ve olgulardan doğar. Ama işe yaradıkları için vardırlar. Var olmalarının sebebi işe yaramalarıdır. Bu yüzden de araçsal hakikat anlayışına göre yalnızca "faydalı olan gerçek olandır" ya da "faydalı olan doğru olandır". Bu noktada William James'in Pragmatizm kitabı bağlamında pragmatik felsefenin iki kısmını da ana hatlarıyla kabaca ele aldığıma inanıyorum. Pragmatik felsefi yöntem ve pragmatik hakikat teorisi. Son olarak pragmatik hakikat teorisi hakkında doğrudan William James'ten alıntı yapmak istiyorum. "Hakikat süreçleri alanında olgular bağımsız olarak gelir ve inançlarımızı geçici olarak belirler. Ama bu inançlar eyleme geçmemizi sağlar ve bunu ne kadar hızlı yaparlarsa, inançlarımızı yeniden belirleyen yeni olguları o kadar hızlı karşımıza çıkarır ya da var ederler. Dolayısıyla hakikatin yuvarlanıp toplanan tüm yumağı ikili bir etkinin ürünüdür. Hakikatler olgulardan türer; ama yeniden olguların içlerine dalar ve olgulara eklerde bulunurlar; sonra bu olgular bir kez daha yeni hakikati yaratır ya da açığa çıkarır ve bu böyle sonsuza dek sürer. Bu arada "olgular"ın kendileri doğru değildir. Bunlar sadece vardır. Hakikat, onların arasında başlayıp son bulan inançların işlevidir (sayfa 124)". Sanırım bu noktada naçizane incelememin sonuna gelmiş bulunuyorum, umarım okuyan kimselere bir fayda sağlamıştır.
Felsefe
PragmatizmWilliam James · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019347 okunma
·
248 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Görkem Alptekin
Gönderi Sahibi
"Pragmatik felsefi yöntemle yaratıcının varlığı ya da yokluğu sorunsalının ele alınmasını incelemenin sonuna bırakıyorum." Evet sözümü tutamadım ama el insaf saat 02.49 olmuş. Odağım iyice dağıldı ayrıca bence okuyan herkes bu sorunsalı kendi de ele alabilir.
Görkem Alptekin
Gönderi Sahibi
İncelemenin eksik kaldığının farkındayım. Hakikat teorisi daha kapsamlı ele alınabilecek bir konuydu ancak yanlış saatte yazmaya başlamanın bedeli bu.