Puan vermedi·326 syf.····Okunma: 25 Ağustos 2024 16:17 Diyebilirim ki roman tadında ilk kez bir öykü kitabıyla yol aldım. Hem de öncülüğünü kulağa hoş gelen ve dinleyicisini mest eden aynı zaman okumaya ferahlık veren müzikle. Başta yabancı kaldım karekoduya. Benim için kitabın sihirli kelimeleri anlam kazanır. Derya gibi ona dalarım. Eksik olmasın, saygı duyduğum değerli ve kıymetli kitaba aşık okumaya sevdalı bir arkadaşımın "her hikâyenin başında bulunan müzik eşliğinde okumayı dene" demesiyle denedim dinlemeyi. Kitap okurken sessiz bir ortamı tercih ederim. Hiç müzik eşliğinde okumadım. Öyle yaparsam odaklanmak diye bir şey kalmaz bende. Öncelik sırası müzik ve sonrasında dünümüze bugünümüze ve yarına yolculuk başlaması. Ne iyi geldi diyebilirim. Dipnot: Kulağa hoş gelen müzik dinlerim. Öncelik Türküler. Kitapla aynı anda dinlemem.
Her hikâye bir kitap oluşturur. Her kitap da bir hikâyedir. Hayat dün bugün ve yarından oluşan bir yaşam gemisidir. Bu gemide olup bitenler bizim öykülerimizdir. Birebir aynıdır desek de aynı değildir. Deryadaki gemilerin teğet geçmesi gibidir.
Yaşam üç öğünse gün on iki saat, yıl iki aydır. Bu dönemlere neler neler sığmaz ki? Acılarımız, umutlarımız, hayallerimiz, sevinçlerimiz, iyi kötü yaşayışlarımız. Özlemlerimiz, hasretlerimiz, sevinçlerimiz, ayrılıklarımız. Doğanın yaşayışı, sınırların bellirlenmesi... Ve daha akla gelemeyen kelimelere sığamayan bir ömür heybesindekiler.
Ural'ın annesine kavuşması sevdası Elkin'in fedakarlığı akla kârdır.
Hayatta her şeyiyle güvenebileceğin birisinin olması insana çok iyi gelir. Yalnızlığa da... diyen Ardıç 'ın periyle olan muhabbeti unutulmaz. Derstir anımıza.
insanların görevi dargınları barıştırmak mıydı âşıkları küstürmek mi? Bunu nasıl ögrenirsiniz bilir misiniz? Yelkovan on ikiyi akrep üçü gösterdiğinde Soğuk Damga'ya bakabilirsiniz. Hatta tanışmadıysanız Dün Bugün Yarın ile iste tam zamanı.