Bir ağlamak var gözlerimde
Uzun süredir tuttuğum
Çok kelimem var söylenecek
Zehir diye yuttuğum
Bu özlemle baş edemiyorum. Günlerdir yemek yememek ne demek bilmezdim. İnanmazdım da söyleyenlere, abartı gelirdi bana. Uyuyamıyorum da, yorgun düşüyorum, bi an uyuyakalıyorum saat geçmeden uyanıyorum. Sonra yine uyku uğramıyor semtime. Sığdıramıyorum, taşıyorsun içimden. Göğüs kafesim çatlayacak gibi oluyor bazen nefes almak dahi yoruyor. Abartmıyorum inanın. İyi değilim. Sanki yüreğim yanıyor da bir tek onun avuçlarından içersem geçecek gibi. Niçin durulmuyor içim, niçin gülerken ağlıyorum için için ? Niye tek başıma bir birey değilim de hiçim ? Onsuz, kimsesiz değil de bir kimse bile değilim. Anlatamıyorum, anlatabildiklerim hissettiklerimin çeyreği bile değil. Bu dünya hissettiklerimin tarifini edebileceğim hiçbir lisana sahip değil. Ölüyorum desem değil, ızdırap desem değil, çürüyorum desem, çürümek taze kalıyor bu sızının yanında. Eski diller, yeni diller, araştırdığım tüm lisanlar, haller bu acının izahını yapabilecek hükme ait değil bu dünyadaki alfabeler.
Ruhum, nur kaybediyor.
Sanki kainattan da, ahiretten de çekiliyorum.
Ölmek değil bu, yok oluyorum.
Hiç var olmamış gibi yokluğa çekiliyorum.
Sanki, her an üflenecek gibi benim sûrum.
Ne cennet ne cehennem yaratılmamış gibi hiçlik olacak sonum.
Üzülmüyorum.
Üzülemiyorum..
Ben üzülmeyi bırakalı yetmiş 'ben' geçti.
Her yeni ‘ben’de bir önceki ben'in kıldım cenazesini.
Ben artık kimim? bilmiyorum
Asıl ben kim? bilmiyorum
Her gelen götürdü bir yanımı
Ama o'nun gidişi bir yan dahi bırakmadı.
Üzüntümle, sevincimle, gülüşlerim, ağlamalarımla
Bir bütündüm bir zamanlar.
Duvarda asılı güzel bir resmin küçük küçük koparılmış parçalarınından geriye kalan anlamsız, belirsiz bir parçasıyım şimdi sadece.
Tepkim yok
Şaşırmıyorum hiçbir şeye
Ne gündüzüm aydınlık ne gecem karanlık
Karıştı her şey birbirine.
✍️ Murat Çağlar