Bir ölümle başladı her şey.
Bir başka ölüm onu izledi.
Ve bir diğeri…
Roman, küçük bir kasabada geçen seri cinayetler zincirini hem katilin hem de Noa adında bir karakterin bakış açısından anlatıyor. Bu anlatım kitabı daha akıcı yapmış çünkü tek bir bakış açısıyla sınırlı kalınmış olsaydı, hikaye monoton ve sıkıcı bir hal alabilirdi. Genel olarak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim ancak daha iyi olabilecek kısımları vardı.
Öncelikle, küçük bir kasaba olmasına rağmen polis teşkilatının olaylara müdahalede daha aktif olması gerekirdi. Kitapta, Londra’dan bir dedektifin getirildiği belirtilmesine rağmen, bu karakter ve diğer polisler yeterince aktif bir rol oynamıyor.
Ayrıca, karakterlerin cinayetlere verdikleri duygusal tepkiler yetersizdi. Yakın arkadaşlarının ölümü karşısında karakterlerin daha derin bir üzüntü ya da şok yaşamalarını beklerdim. Katil, bu durumu kasabaya ve onun halkına bağlıyor ancak her ne kadar da öyle dese daha fazla duygusallığın olması gerektiğini düşünüyorum.
Katilin bakış açısından anlatılan ölüm sahneleri, genel olarak iyi kurgulanmış olsa da, bazı sahnelerde detay eksikliği vardı. Özellikle ikinci cinayet sahnesi, ayrıntılı betimlemeleriyle göze çarparken, diğer sahnelerde yazar bebekler ve kırmızı ip gibi önemli unsurlara yeterince değinmiyor.
Kitabın sonu, beklentilerimi tam anlamıyla karşılamadı. Ancak, serinin bir sonraki kitabında yazarın hikayeyi daha mantıklı ve detaylı bir şekilde işleyerek eksiklikleri gidereceğini umuyorum.
Sonuç olarak, roman akıcı bir dille yazılmış ve sürekli merak uyandırmayı başarıyor . Yukarıda bahsettiğim eksikliklere rağmen, bu durum okumayı olumsuz etkilemiyor. Bu tür gerilim ve psikolojik unsurlarla dolu hikayeleri seven okurlar için kitabı kesinlikle önerebilirim. Oyuncak MüzesiEmre Gül