Toprak Ana'ya dair + eklemelerr
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 00:00
Cengiz Aytmatov 'un kitapları diliyle ve akıcılığıyla beni hep büyülemiştir. Her okuduğumda nerde olursam olayım kendimi Orta Asya'da bozkırın ortasında bulmuşumdur. Bozkırın sert rüzgarı yüzüme eser, soğuk ve temiz hava nefesimi keser, derenin uğultusu kulaklarımı doldurur. Okurken karakterlerle onların acısını, sevgisini yeri geldiğinde terini yeri geldiğinde aşını paylaşırsınız. Karakterlerin hep özverili ve gelenekçi olmasi şahsen çok hoşuma gider. Anlatılan öykü ne kadar acıklı da olsa aşk dolu da olsa karakterler hep çalışkan ve azimlidir. Kültürel ögeler hep ön plandadır. Aytmatov'un bu kitabında da bolca kazma kürek sesi duyuyor, köyün dayanışmasına ve fedakarlığına şahit oluyoruz. Sonuçta savaş demek fedakarlık demek. Sevdiğin insanlardan, aşından, gücünden fedakarlık etmek demek. Savaş demek acı demek ki kitapta belki en çok yer edinen duygu. Savaş demek sadece karşı cepheyle değil, acıyla da savaşmak demek bazen acıya yenik düşmek demek. Karakterler de yer yer düşüyorlar acının pençesine. Kitabımız Tolgonay ile Toprak Ana'nın karşılıklı dertleşmesi ve gecmisi yad etmesiyle ilerliyor. Çünkü Toprak Ana en büyük şahitleri. Sonuçta ekilen de o biçilen de, kazılan da sonunda kavuşulan da. Toprak yağmuru da karşılar, köylünün terini de, savaşta dökülen kanlarını da, gözyaşlarını da. Bilmem benim kitap boyu dökülen gözyaşlarımı da kabul eder mi? Kitabın konusundan ziyade okurken hissettirdiği, düşündürdüğü birkaç şey üzerine yazmak istedim. Bir Aytmatov kitabına rastladıysanız mutlaka alın okuyun. Her kitabının yeri başkadır. Odaklandığı karakterler, duygular ne kadar farklı olsa da verdiği acı hep çok derindir. TAHLILDEN EKLEMELER (SPOILER!!): Aytmatov yazımında sizi çeken/ bağlayan unsur nedir? Doğayı, o kültürü anlatış biçimi Kitapta sizi en etkileyen sahne? Herkesten tohum toplandıktan sonra çalınmasına rağmen kimsenin Tolgonay'a bişey söylememesi. Kitapta en yoğun hissettiğiniz duygu neydi ve ne zamandı? Annelik. Aliman kendi evine dönmeye çalışıp geri döndüğünde hem Tolgonay'ın Aliman'a karşı olan anneliği hem de Aliman'ın kendi bebeğine karşı gördüğümüz belki de en anne hissettiği an. Bu kitap insanlık için sizce bir teselli mi yoksa yüzleşme mi? İnsanı savaşla, savaşın getirdiği acıyla yüzleştirse de daha cok teselliye yakın buluyorum. Çünkü çekilen acıların hepsi paylaşılıyor (ortak bi acı söz konusu) ve bu acıların ardından hep bi umut ve dayanışma kendini gösteriyor. Kitapta keşke şöyle olsaydı dediğiniz şey? Keşke Tolgonay'ın çocuklarından biri eve dönseydi... Kitabın kapağını kapattığınızda nasıl hissettiniz? kitabın genelinde yaşadığım hüznün hafif kırıntılarıyla birlikte sondaki umutla gelen bir tebessüm ve anlatımın güzelliğiyle gelen tatminkarlık. Birkaç düşünce daha: Aytmatov'un hayatını okuduktan sonra ( Çocukluğum) burdaki dinleyici olan Toprak Ana da aslında oymuş gibi hissettim. Çünkü Aytmatov geçmişinde, bu savaş yıllarını da bozkırın güzelliğini de 1. Elden tecrübe etmiş ve gözlemlenmiş biri. Ve aslında sadece Toprağın kendisi degil ordaki karakterlerin her biri. O kötü haberleri getiren postacı, köylülerden tohumları toplayan Tolgonay, atın üstünde bozkırın tadını çıkaran köylü, okuyup ailesinden uzak düşen Maysalbek, bi anda evin erkeği olması gereken Caynak... syf 13: burda bizde kendi mutluluk tanımımız uzerine konustuk. Benimki sevdiğim insanlarla sevdiğim şeyleri paylaşabilmek. syf 27: ilk ekmek tasviri cok hoşuma gitti. Çalışkanlığın emeğin getirdigi, sevdiğin birinin elinden yediğin nimetin tadı bir başkadır. Bu tasvirin benzerinin kitabın sonunda tekrar etmesiyle aslında o eski huzurun ve mutluluğun ne kadar insanlar kaybedilse de geri gelebilecegini görmek, "Bir daha hiçbir sey o zamanki gibi olmayacak!" "Nerde o eski günler!" Düşüncelerini benim için bi nebze de olsa yıktı. Insanlar, şehirler mutlu olduğumuz, huzuru aradigimiz seyler değişti ama hala aynı sekilde mutlu olabiliyoruz (bkz. Serotonin, dopamin) syf 57: buradaki tren, Aytmatov kitaplaründaki tekrarlı unsurları düşünmemi sağladı: trenler, kurt, at, ırmak, tarla ve işçilik, ana figürü, çocuk, savaş... syf 77: Toprak Ana'nın serzenişi beni çok etkiledi. Gecmiste savaşlarla hem gerçek anlamda hem de onu besleyecek ve ondan beslenecek insan kalmamasıyla toprağı yitiriyoruz. Günümüzde ise sanayileşme savaşında insanları, iş gücünü, degerlerimizi kaybederek topraktan uzaklaşıyoruz. syf 100: burada Tolgonay'ın söylemek istediklerini uzaktaki yağmur bulutlarına benzetmesi hoşuma gitti. İkisi de görüyor, biliyor, açık seçik karşılarında ama üstlerine yağmıyor sözcüklere dökülmüyor işte.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
··
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.