Herkese selamlar…
Bugün çağdaş edebiyatımızın yükselen bir ismi olan Kaan Murat Yanık ‘ın Sular Üstünde Gökler Altında incelemesi ile geldim.
Benim aslında Çağdaş Türk Edebiyatına karşı bir önyargım vardı ve pek okumazdım. Bidünyakitap Grubu sayesinde bu önyargımı kırdım ve bu güzel yazarlar ve eserlerle tanışmış oldum. Keşke okumaya bu kadar geç kalmasaydım dediğim bi’dolu isim var. Bu anlamda Bidünyakitap Grubundaki dostlarıma bir kez daha çok teşekkür ediyorum
İncelememe yazar ile başlamak istiyorum.
Kaan Murat yanık 36 yaşında genç sayılabilecek bir yazarımız. Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun. Yazdığı, Butimar, Uzakların Şarkısı, Dünyasızlar gibi romanları aldığı ödüller ve satış rakamları ile yüksek bir başarı yakaladığını görüyoruz. Yayınevlerinde editörlük yapmış, edebiyat-sanat üzerine tv programları hazırlayıp sunmuştur. Yani kariyerine ufak bir göz attığımızda Kaan beyin genç yaşını dolu dolu geçirmiş, üretken bir isim olduğunu bariz görebiliyoruz.
Romanlarındaki karakterlerin ruh hallerini daha iyi aktarabilmek için onların kılığına girip sokağa çıkacak kadar karakterleriyle iç içe bir isim. Şöyle ki Butimar romanındaki karakterleri daha iyi yazabilmek için çarşaf giyip Bebek Sahilde dolaşmış, dilenci kılığına girip dilenmişliği vardır :))
Kitaplarında psikoloji, tarihi kurgu, büyülü gerçeklik gibi temaları kullanır. İncelemesini yaptığım romanında da bu temaları görebiliyoruz.
Artık kitaba geçelim…
Eser 15. yüzyılın sonlarında, coğrafi keşiflerin başladığı dönemde geçiyor. Osmanlı’da önemli bir kaptan olan İsa Efendinin oğlu olan Kalender baş karakterimiz.
Kırım’a düzenlenen bir seferde esir alınan kızlardan birine ilk görüşte aşık olan Kalender, aşkı için başına olmadık işler açar, babasını mahçup eder fakat bütün çabalarına rağmen büyük aşkı Ustinya zengin bir devlet adamının cariyesi olur. Kalender ise kendini odasına kapatır, alkole verir fakat bir türlü acısı dinmez. Bir aile dostunun tavsiyesi ile babasının dostu olan Kristof Kolomb’un yapacağı Doğu Hindistan keşif seferine katılmaya karar verir.
Burada araya gireceğim :)
Kitaplardaki dokunaklı aşk hikayeleri beni genelde etkiler fakat Kalender’in aşkı çok abartılıydı diye düşünüyorum. Şöyle ki sadece uzaktan birini görüp, hiç konuşmadan tanımadan birine bu derece aşık olmak biraz garip geldi. Kalender’in neleri göze alıp kız için neler yaptığını kitabı okuyanlar bilirler. Evet ilk görüşte aşk vardır muhakkak fakat bu derece gözünü karartacak kadar aşık olmak için aralarında az da olsa biraz diyalog, beraber vakit geçirme ne bileyim bir şeyler yaşansaydı, daha inandırıcı, daha dokunaklı olabilirdi bence. Yazar keşke kurguyu bu şekilde yapsaymış diye düşünmekten kendimi alamadım..
Haydi devam edelim…
Kalender İspanya’ya gelip Kolomb’u bulur ve kısa süre içinde sefere çıkarlar. Kendini Kolomb ve tayfalara kabul ettirir, ekipteki en önemli adamlardan biri haline gelir.
Gemideki diğer karakterler de gayet canlı ve keyifli karakterlerdi. Favorim Alfonso oldu. Kalender ile aralarındaki sohbetler çok iyiydi.
Uzun bir yolculuk sonrasında tam ümitler tükenmişken sonunda kara görünür ve onların o zamanlar Hindistan zannettikleri aslında Amerika kıtasında bulunan bir adaya ayak basıp oranın yerli halkıyla karşılaşırlar.
Bundan sonrası hepimizin az çok bildiği vahşet..
Avrupalıların ayak bastığı her yeri işgal etmesi, yerli halka ettiği işkenceler, dinini değiştirmeyenlere yaptıkları çok güzel aktarılmış. Dünya tarihini değiştiren Amerika’nın keşfinin perde arkasında nasıl kanlı bir katliamın olduğunu bir kere daha çok net görüyoruz.
Bu arada dikkatimi çeken bir şeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kitapta Kolomb çok masumane lanse edilmiş. Yerli halka yapılanları aslında kendisi istemiyor, kraliyetin ve kilisenin emri ile bu vahşetler yapılıyor gibi bir aktarım söz konusu. Kitap tarih değil kurgu kitabı, dolayısıyla yüzde yüz bir gerçeklik bekleyemeyiz tabii ki. Fakat ben biraz araştırdım ama Kolomb ile ilgili tam tersi vahşice bilgilere ulaştım. Bu yüzden merak ettim acaba yazarın bu konudaki araştırmaları neler ve Kolomb’a karşı bir hayranlığı var mı diye :))
Kitabın edebi dilini de beğendim. Beni bilenler bilir güzel cümlelere olan zaafımı :))
Örneğin:
“Kaybolurken buldum. Buldum sanırken yine kayboldum…”
Çok derin alıntılar vardı gerçekten kitapta.
Genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. Tarihi kurgu severim zaten ve kitabın aşk kitabı gibi başlayıp bambaşka bir hal alarak devam etmesi beni daha da içine çekti..
Herkesin okumasını tavsiye ederim :)
Kitap ile kalın…
Kankam eline yüreğine sağlık Kaan Murat herkese tavsiye etmen bile beni çok mutlu etti
Büyülü gerçeklikte en sevdiğim yazar olabilir. Diğer incelemelerini merakla bekliyorum.