Gönderi

Buzun bulanıklığı, belirsizliği
Puan vermedi·136 syf.··
2024 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2024 00:00
İlksöz: Buzun bulanıklığı, belirsizliği. Yerelde de olsa patlatılan bir nükleer bomba sadece düştüğü yerlere zarar vermez. Atmosfere ulaşan bulut Dünya'nın iklimini değiştiir: bir buz duvarı kuzeyden güneye ilerleyerek tüm Dünya'yı çevrelemeye başlar. Bu ortam içinde herkes buzdan kaçıp yaşanabilir yerlere gitmeye çabalarken biri vardır ki o buzun içine dalmayı önemsemez, bir kadını kurtarmak için yabancı bir ülkeye gizlice girmeyi göze alır. Takıntı seviyesini geçen bu takip süreci, kadını teslim alıp vermek istemeyen Muhafız, çaresiz kadın ve ısrarcı takipçi hikâyede ön plana çıkar, başlangıçta girişini yaptığım ortam ise zaman zaman boy gösterir. Bundan sonra yazacaklarım her zamanki paylaşımlarımlarımda olduğu gibi hikâyeden ipuçları içermeyecek ama hikâyenin çözümlenmesi için ufak ışık arayışları olacak bilginize. Buz karışık bir roman. İlk karışıklığı kitabın tanıtım cümleleri yapıyor. Nükleer patlama sonrası oluşan ve kitaba ismini veren buzdan olsa gerek kitap bilimkurgu ve distopya olarak sınıflandırılmış. Ama ben öyle değerlendiremedim açıksası. Çünkü hem nükleer patlama sürecinde yaşanan olaylar hem de buzun varlığı bana hikâyedeki yan roller gibi geldi. Hatta bir süre o buzun yaratacağı ortam şartlarının daha da zorlaşıp hikâyede baş rolü almasını bekledim. Ama öyle bir şey olmadı. 30-40 sf sonra hikâyenin ne bilimkurgu ne distopya içerdiğini görünce bu sefer hikâyede metaforlar aramaya başladım: kadın ne olabilirdi (ulaşılmaya çalışılan bir hedef), onu arayan, kurtarmak için çabalayan erkek neydi (hedefe ulasmak isteyen), kadını tutsak eden muhafız (hedefi zorlaştıran) , her seyi çevreleyip içine hapseden buz (gerçekleri mi gizliyor), buzun bulanıklığı görünmezliği... Derken hikâyenin içinde zamanın doğrusal akmadığını da hissetmeye başladım, bir ara düş ve gerçek arasında geçişler olabilir mi diye düşündüm. Kafamda bazı şeyleri oturtup yol almaya devam ederken bazen kurduklarım tuzla buz oldu bazen de yeni ipuçları ile yeni çıkarımlar oluştu. Bu debelenmelerle, kafamda sorularla kitabı bitirdim. . Bu tarz yani kafamda sorularla ya da emin olamadığım cevaplarlarla tamamladığım okumalarda şöyle bir yol izliyorum: 1000kitap ya da Goodreads uygulamalarında bildiğim ve takip ettiğim kişilerin varsa kitap hakkındaki değerlendirmelerine bakıyorum. Bu sefer de öyle yapıp bu yolu izledim ama doyurucu bir şey bulamadım, çünkü bu yorumlarda genelde iki konu öne çıkarılmıştı: distopik dünya ve buzun boğucu ortamı. Ama daha önceden de yazdığım gibi okumamda ne distopik ortam vardı beni etkileyen ne de buzun büyümesi ile oluşan boğucu ortam (olsa farkederdim sanki Kobo Abe'nin Kumların Kadını'nda kumun altında tüm hücreleri ile boğulmuş biri olarak). Metaforları açıklayan yorumlara da olabilir diye yaklaşsam da tam ikna olamadım. Bu kez aradığımı bulamadım derken Goodreads'te Eylül Görmüş'ün kitap ile ilgili paylaşımında bir isim gördüm: Mehmet Baran. Mehmet Baran'ın kitap çözümlemesinde, konuyu hiç o şekilde düşünmesem de, kendi açıklamasına delil olarak sunduğu çoğu şeyin okurken benim de dikkatimi çekmesi içimi rahatlattı. Tüm bunları ve çözümlemeyi dikkate alıp hikâyeyi yeniden aklımdan geçirince her şey o kadar mantıklı geldi ki. O nedenle kitabı okuduktan sonra bence bu yorumu mutlaka okumalısınız. . Kitaba bilerek not vermedim, çünkü okuma sonrası 6-7 arasında dolaşırken bahsettiğim değerlendirmeyi okuyunca birden 10'a fırladı notum. . Ben YKY baskısından okudum. Çevirmen aynı olsa da Everest Yayınları baskısında çeviri gözden geçirilmiş olabilir. Çünkü YKY baskısında sanki biraz fazla "köşeli" cümle vardı. Okuduğum yorumlarda Everest baskısındaki çeviri övülmüş, o nedenle gözden geçirilmiş olabilir diye düşündüm. . Bazı kitapları bitince uzun uzun tartışmak/konuşmak istersiniz ya Buz da o kitaplardan biri kesinlikle. Kitabı ve özellikle okuma sonrası Goodreads'taki Mehmet Baran'ın kitap çözümlemesini (1000kitap'ta da varmış ) tavsiye ederim. Sağlıcakla. Kitapla. . . . Sonsöz: Güneşin ışıttığı bir liman kayıp gidiyordu önümde, hareketli bir şehir; geniş caddeler, iyi giyimli insanlar, modern binalar, arabalar, mavi suda yatlar gördüm. Ne kar; ne yıkıntılar; ne silahlı nöbetçiler. Bu bir mucize, düşte görülmüş bir şeye geri dönüştü. Sonra başka bir şok, bunun gerçeklik, bütün öbür şeylerinse düş olduğu kafama dank ettiğinde, şiddetli bir uyanış duygusu. Bir anda, son zamanlarda sürmüş olduğum hayat gerçekdışı göründü: artık hiç de inanılır değildi. . . .
BuzAnna Kavan · Yapı Kredi Yayınları · 1995182 okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.