·590 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Eylül 2024 01:26 Atsız, her eserinde olduğu gibi Bozkurtlar’da da kaleminin marifetini göstermiştir. Kitap, Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor eserlerinin birleştirilmiş şeklidir. Yani aslında okuduğunuzda iki kitap okumuş olacaksınız.
Bir sabah Ötüken’de uyandığınızı ve kımız içip at koşturarak ava çıktığınızı düşünün. Arka planda kopuz tıngırtıları ve Orta Asya’nın sert koşullarının da bir türlü peşinizi bırakmayan inadını…
Bozkurtlar’ı okurken tarihe ilginiz artacak ve Türk devletlerinin Çinli katunlara nasıl yenik düştüğünü anlayacaksınız. Günlük entrikalar sizi romana öyle bir çekecek ki hiç bitmesin isteyeceksiniz. Eser ilk sayfadan son sayfaya kadar duru bir Türkçe ile akıp gidecek. Yeni kelimeler öğrenecek, sosyal hayata dair fikirler edineceksiniz ve yer yer göz yaşlarınız sayfaya damlayacak. Fakat en duygusal anda bile içinizde milli duygular kıpır kıpır edecek. Kür Şad’ı tanıyacak ve onu yeni nesillere anlatmak için heyecandan dört köşe olacaksınız.
Çin ile girilen mücadelede önce yenik düşen Türkler ve ardından küllerinden doğan bir avuç insan sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor. Eser, Atsız’ın her eserine olduğu gibi okunmadan üzerinde olumsuz eleştiriler yapılan, okunduktan sonra başucu kitabı olan bir yapıdadır. Tıpkı Fuat Köprülü’nün Dede Korkut için söylediği gibi, bu alanda yazılan her kitabı terazinin bir kefesine koyup bunu da diğer kefesine koyarsak muhakkak Bozkurtlar daha ağır basacaktır. ‘’Bozkırda doğmuş olan ben bile, bozkır hayatını hiç görmemiş Hüseyin Nihâl Atsız kadar canlı anlatamazdım.’’ diyen Cengiz Aytmatov’un çoğu eserini okuyup bu sözüne gönül rahatlığıyla onay vermekten geri duramayacağımı da belirtmek isterim.
Orta Asya’nın iklimine, Türklerin ne yiyip içtiklerine, nerelerde yaşadıklarına, neleri avladıklarına, hangi hayvanları evcilleştirdiklerine, yöneticilerini nasıl seçtiklerine, hangi kıyafetleri giydiklerine, aşkı nasıl yaşadıklarına ve daha onlarcasına sırf bu eseri okuyarak çok rahat bir şekilde hâkim olabilirsiniz.
Umarım eseri kısa sürede okur ve Vey Irmağı’nın kıyısında Kara Ozan’ın son deyişini içinizden mırıldanırken Kür Şad ve çerilerini, Ay Hanım’ı, Urungu’yu, Pars’ı, Sançar’ı zihninizin kıvrımlarında gezdirip uçsuz bucaksız hayallere dalarsınız.
Gönlün rahat olsun Kıraç Ata, kehanetin gerçekleşti...